TR biz kavgadan korksaydık Avatar resmi "Biz kavgadan korksaydık âşık olmazdık..."

•Dinletiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
•Dinletiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2026 Perşembe

 "birer bıçak vermedi mi ellerinize züleyha?..."


Bu Yusuf'un Zindandan Seslenişidir


Eğilin önümde çağdaş güneşler!

Kenanlı yıldızlar varın secdeye!

Issız çöllerde, derin kör kuyularda

Ben görürüm camgöbeği düşleri

Ve ben yorarım sırma şafaklarda,

Bulanık, korkulu düşlerinizi...


Tebessümlerimi yollarım vakur kervanlarla

Küfür karanlığı gecelerinize,

Sonra düşüncelerinizi yeşertirim...

İnce belli üç attır Tih sahrasında;

Güzelliğim, sabrım ve yalnızlığım.

Çılgınca yarışırlar kader güzergahımda;

Nalları değer kader çizgilerinize...


Bilemiyorum, bensiz nasıl olursunuz?

Cibril nefesli rüzgarlarda perdelenir gözleriniz,

Körpe bir ceylan gibi kaçıp gider güzellik,

Ateş yağar avuçlarınıza bir yerden,

Nil söndüremez içinizdeki yangınları,

Ağulu bir yılan ölüsü gibi yatar durur öyle

Mu’cizelere gebe Kızıl Deniz...


Dinleyin hele dinleyin çağdaş kadınlar!

Gamzesiz, zülüfsüz, yorgun kadınlar!

Mor mor halkalarda tutsak kadınlar!

Birer bıçak vermedi mi ellerinize Züleyha?

Çizdirmedi mi güzelliği avuçlarınıza?


Züleyha dedim ya biraz durmalısınız;

Lacivert çöl gecelerinden bir parçadır o,

Gözbebeklerinde dinlenir bereketli Nil...

Nasıl anlatsam size Züleyhayı;

Gözleri bir vaha gibi yeşil...


Ve gidin!

Nereye giderseniz gidin!

Kuyular her yerde derin!

İster Kenan illerinde, ister Mısır’da,

Zindanlar karanlık, mahzenler serin...


Hapsederim gençliğimi damarlarıma,

Kaç kere yaşanmış bir cenge girerim;

Unuturum sizi çağdaş kadınlar!

Sarılırım sımsıkı soğuk demirlere,

Kıtlıktan, bereketten haber veririm...

Ben yorarım düşlerinizi böyle bilin!


“Ümmü’l Kitab” üstüne yemin ederim;

Bir gün beni çağıracaksınız.

Yediye ve katlarına yemin olsun ki;

Bana muhtacsınız!

Bana muhtacsınız!

Bana muhtacsınız!


Dilâver Cebeci

 "aşktan yana söz duyunca..."


I ben hep seni düşünürüm

I hasan sağındık

I şiir; abdurrahim karakoç


(https://youtu.be/hEJOeSiN_KU)

&

Ben Hep Seni Düşünürüm

Ben Hep Seni Düşünürüm
Aşktan yana söz duyunca,
Ben hep seni düşünürüm.
Uçsuz hayaller boyunca,

Ben hep seni düşünürüm.
Yıldızlar kayar yüceden;
Renkler sıyrılır geceden;
Yüreğim sızlar inceden;
Ben hep seni düşünürüm.

Aklın ucu değer hiçe;
Yol ararım içten içe.
Kâinat uyur sessizce,
Ben hep seni düşünürüm.

Korkunun bittiği yerde,
Haz duyarım perde perde.
Bir mezar görsem bir yerde,
Ben hep seni düşünürüm.

Zaman hep sonsuza akar
Meyve dökülür, dal kalkar.
Çiçeklere bakar bakar,
Ben hep seni düşünürüm.

Rüzgâr eser ilden ile
Sağlıkta bitmez bu çile.
Vardan öte, Yokta bile
Ben hep seni düşünürüm.

Abdürrahim Karakoç

"aşk, sahip olduğumuz her şeyden ferâgat etmektir..."

I simone de beauvoir


(https://youtu.be/zIU7OY1p8Vk)

9 Mart 2026 Pazartesi

Bir Hint kılıcı gibi olan ayrılık keskindir. Fakat aşk kılıcı daha da keskindir.


• Dîvân-ı Kebir, Mevlânâ

&

Bir kılı kırka yarar ayrılık.. ve aşk, bin parçaya doğrar, doğurmak için âşığı.

Hicrân da aşk ateşi gibi yakar.. ne var ki; ateş vardır oldurur, ateş vardır öldürür!


Yüce Dağ Başında Kar Boran Boran, Ayşe Özaltın

(https://youtu.be/MYQQ8vC_n6o?si=3hAAF5qM4mOCtlmL)

.
.
.

Aşk, hasretin miğferi midir; hicrân, aşkın mihengi mi?!

Su içindeki balık mı suyu daha çok arar yoksa bir damla suyu bir inci mi?!

Uzaklık mı daha yakındır; yakınlık mı çok daha uzak?!


Kayadan İndim Bugün, Zahter

(https://youtu.be/of7_WwCSCy4?si=IOpk14Se08e_aHWC)

.
.
.

Ezelde buluşan, orta yerde ayrılır gibi görünüp sonra ebediyyen kavuşanlar bir kelâm etse; ayrılığın ateşiyle küle dönüp kul olanlar dikkat kesilse.

Ve bir perdedir; aralansa...

Âşık susarsa, ârif konuşursa helâk olur, diyenler dinlese, âşıklar konuşsa, ârifler sussa; n'olur?!


Kevser Irmağı, Özlem Özdil

https://youtu.be/nP5YaA8Kook?si=H43cNmv0_ZgpB589

3 Mart 2026 Salı

Ala Gözlüm

Ala gözlüm, senden ayrı geceler.
Bir il kimi uzun olur neyleyim?
Bağçamızda qızıl güller her seher,
Tezden açır vaxtsız solur neyleyim?
 
Nergizlerin gözü yaşla dolanda,
Benövşeler baxıb qemgin olanda,
Qerenfilin gözü yolda qalanda,
Yasemenler saçın yolur neyleyim?


Çiçeklerin çekir gözü intizar
Ayrılıqdan beter dünyada ne var?
Yaz axşamı seni bil ki, bu nigar,
Hezin-hezin yada salır neyleyim?
 
Tez gelesen, belke elac veresen,
Sünbüllerin saçın yığıb höresen,
Çiçekleri gelib özün deresen,
Yolda qalib baxışları neyleyim?
 
Çiçeklerin çekir gözü intizar
Ayrılıqdan beter dünyada ne var?
Yaz axşamı seni bil ki, bu nigar,
Hezin-hezin yada salır neyleyim?

*

Ela Gözlüm (Türkiye Türkçesi)

Ela gözlüm, senden ayrı geceler
Bir yıl gibi uzun olur neyleyim?
Bahçemizde kızıl güller her seher
Erken açar vakitsiz solar neyleyim?

Nergislerin gözü yaşla dolduğunda
Menekşeler bakıp da gamlandığında
Karanfilin gözü yolda kaldığında
Yaseminler saçın yolar neyleyim?

Çiçeklerin çekiyor gözü intizar
Ayrılıktan beter dünyada ne var?
Yaz akşamı seni bil ki, bu nigar*
Hazin-hazin yad eder neyleyim?
 
Tez gelesin, belki ilaç veresin
Sümbüllerin saçın yığıp öresin
Çiçekleri gelip kendin deresin
Yolda kalmış bakışları neyleyim?
 
Çiçeklerin çekiyor gözü intizar
Ayrılıktan beter dünyada ne var?
Yaz akşamı seni bil ki, bu nigar
Hazin-hazin yad eder neyleyim?

Nigâr Refibeyli

(Şair Resul Rıza'nın eşi olan şair Nigâr Hanım'ın bu şiiri eşi hastanede yatarken derin bir özlemle yazdığı söyleniyor. Nitekim Nigâr hanım büyük bir aşkla bağlı olduğu eşinin ölümünden tam 100 gün sonra yaşama veda etmiştir.)

*

Alagözlüm (Neyləyim), Akif İslamzadə / 1982


2 Mart 2026 Pazartesi

"aşkın bir adı da yorulmamaktır..."

I a. erdem bayazıt
I aşk risâlesi

*


(https://youtu.be/xLNQxtnQ8TY?si=SG2qec_h5TKL-3AA)

*

AŞK RİSALESİ 

 
Dirilmek yeniden
Yerin uyanması gibi, kımıldaması gibi toprağın
Bulutları yarması gibi gün ışığının
Yağmurun ansızın boşanması
Binlerce kuşun bir anda parlaması havalanması
Erimesi gibi karların ve buzulların
Patlaması gibi dal uçlarında tomurcukların.



Dirilmek yeniden
Yüzyıl süren bir berzahtan geçmişiz gibi
Kandan kinden öfkeden
Üstümüze bir sağnak boşanmış gibi
Sürekli lekelendiğimiz, çözülmeye terkedildiğimiz
Bir bataktan çıkar gibi.



Yürürken, otururken, yatarken
Hep çürümek durumunda kalmış
Duyduklarımızdan dolayı kulaklarımız
Gördüklerimizden ötürü gözlerimiz
Dokunduklarımız için ellerimiz.



Belli bir bozgun yaşamışız
Her şeye ölüm dadanmış sanki
Kadınlar ki anne olmamak için direniyorlar
Erkekler ki savaşmayı tümden unutmuşlar
Çocuklar zaten hiç çocuk olmuyorlar
Çocukluk kalkmış dünyadan gibi
Her çocuk antik çağ filozoflarından bir kalıntı sanki.



Aşkın son saltanatını yaşamak için mi ey kalbim
Ruhun serüvenine bir kale olmak için mi?
Bu başkaldırma kanatlanma.



Durmadan geçiyordu o zamanlar
Üstümüzden tanklar, toplar, binler tonluk arabalar
Boğuk bir ses, madeni bir böğürme
Bir metropol devinin içimiz titreten iniltisi
Ta uzaklarda şehirlerin üstünde kımıldayan
Bir korkunun yüreğimizde biriken tedirginliği
Bir sam yeli gibi bedenimizi yüzümüzü saçlarımızı
Yalayarak
Çekiyordu bizi ve herkesi.



Ama sen uzaklardaydın ey kalbim
Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı
Ayın ve yıldızların çağlayarak
Berrak şelaleler yaparak
Coşku içinde aktığı
Bir yerlerdeydi.



Hani bir gün bir çobana rastlamıştık
Kavalıyla bir sümbülü emziriyordu
Adı ferhat mıydı neydi
Koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin
Sadakatten mest oldukları
Her birinin gözlerinde
Kaybolur gibi, kayar gibi
Dalıp gittiğimiz o saadet evreni
Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç
Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan.



Yaslan göğsüme sevdiğim
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim
yeryüzü gibidir toprak gibidir
Sen ki bulut gibisin
Ay gibisin, güneş gibisin bazen.



Usul usul inen
Yağmur tıpırtılarını
Dinler gibi
Dalıp gitmiştik
Sen konuşuyordun
İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun
Onlar ki konuklarımızdı
Adları Keremdi, Yusuftu, Kaystı
Hepsi de ezelden tanıdıktı dosttu.


( Ara Çağrı )

Sen bir taze haber gibi gelmiştin, unutmadım
Her gelişin bir taze haberdi, unutmadım



Aşktı alıp verilen altın bir vakitti yaşadığımız
Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki
unutmadım.



Can oynanırdı evlerde yollarda meydanlarda
Can alınıp can verilirdi hiç unutmadım



Sen uyurdun, uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi
Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki, unutmadım.



Ah sevgili! Hayat görünürdü kapından, bir çırpınış
yüreklerimizde
Sen evinden çıktığında güneşler doğardı içimizde
unutmadım.



Toprağa düşen tohum, onda gizlenen renk şekil koku
Senin için biçimlenirdi renklenirdi kokardı senin için
unutmadım.



Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri
İstemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah
unutmadım.



O dirildi, O dirildi diye birden çalkalanan sokaklar
Ölüm ki sonsuza açılan bir kapıydı hiç unutmadım



Ey aşk ey dirilik soluğu ey evrenin hareket kaynağı
Nasıl unuturum nasıl unuturum hiç unutmadım.



Haydi gel sevgilim
Uzanalım toprağın altına
Çiçekler mayalansın göğsümüzde
Bu akıp giden, bu kör gidip yol giden
Kalabalıkları bu insanları
Ezen çiçekleri, bir kere bile farkına varmayan
Dökülen bu yıldızları yağmur birikintilerine
Çiğneyerek geçen bu adamları ve kadınları
Uyarmak için, bir an durdurmak için
Bu bizi terkeden, bacaları öksüz ve boynu bükük
Bırakıp giden leylekleri, o güzelim hacı leylekleri
İçimizde sonsuzluk kavislerinden izlerini taşıdığımız
Ama şimdi kendimizi zorlasak da
anımsayamadığımız tasarlayamadığımız
o kırlangıçları
Ah tekrar dönülebilir mi? yaşayabilirmiyiz,
Uzansak yerin altına ve toprak olsak.



Haydi gel sevgilim
Bir daha deneyelim
Bir kere daha kesmek için yolunu kalabalıkların
Yüreğimizden, gönlümüzün derinliğinden
Vermek, hep vermek için
Çünkü dağıttıkça çoğalır bizim zenginliğimiz
Aşkın bir adı da berekettir
En iyi anlatandır o
Hıra’da bir mağarada
Gözden döküleni
Gönülden geçeni.



Ah hep o kelimeyi bulmak için bütün bu
Çabalarım
Seni çağıracak olan.



Nasıl da unuttuk
Oysa daha anar anmaz adını
Ansızın patlayan bahara
bir pencere açmışız gibi
Kış ortasında çıkıveren güneş gibi
Birden sıyrılıverip bulutlardan
Üryan görülen can gibi
Doldururdun içimizi
Ve eviçlerimizi.



Ah oruçlu bir ağustos vaktinde
Bir kayanın dibinden kaynayan
Soğuk ve berrak sulara
Uzanıp kana kana
Avuç avuç alıp
Yüzümüzde, içimizde
Duyduğumuz
Gibi
Aşk.



Ah bir yalnızlık vaktinde
Herkesle birlikte olduğumuz
Gene de yalnız olduğumuz
Bir parkta
Ta uzaklardan gelir gibi
Bir tamburdan bir ezginin
Bizi bizden ve herşeyden
Alıp götürdüğü gibi
Aşk.



Haydi gel sevgilim gene arayalım
Makam-ı İbrahimde rastlanan ayak izlerini
Dedesinin elinden tutup Kubays dağına götürdüğü
Yüzüsuyu hürmetine yağmur istediği
Yeryüzünün bereketlenip çiçeklerle bezendiği
Develerin coşarak çöllerde
Ayak sesleriyle şiirler bestelediği
O vakitleri.



Haydi gel bir daha bir daha
Arayalım
Herkesin ve herşeyin uykuya vardığı
Bir vakitte
Gürül gürül
Bardaktan boşanır gibi
Yeryüzünü ve gökyüzünü
Dünyanın bu yüzünü ve öbür yüzünü
Geceyi ve gündüzü
Dolduran
Yüreğimizi kuşatan
O kitaptan
Okunanı.



Yaşamak, avını gözleyen
Sessiz gergin
Soluk soluğa
Bir atmaca
Sağ elimin
Parmakları ucunda.



Ve ölüm
Bir güvercin
Beyaz
Süzülen masmavi gökten
Berrak sulara.



Bir yıldız kayıyor kayıyor kayıyor
Bir dal uzuyor uzuyor
Bir gül kanıyor bir seher vaktinde
Yanıyor bir ateş için için
İçimde içimin de içinde
Bir ezgi dönüyor dönüyor dönüyor
Bir ney eriyor dudaklarımda



Aşkın bir adı da yorulmamaktır.

Ankara, 1979

Şiirler, Erdem Bayazıt

*


(https://youtu.be/x1cZD5AZnGw?si=GJdvpaBnwspQ2nhG) 

İNCECİKTEN BİR KAR YAĞAR


Yöresi- İli / ÇUKUROVA  

Kaynak Kişi / EYÜP TADİL

Derleyen / ANKARA DEVLET KONSERVATUARI

Notaya Alan / ALİ CANLI

Makamsal Dizi / HÜSEYNİ 

Konusu - Türü / Aşk Sevda 


İNCECİKTEN BİR KAR YAĞAR

TOZAR ELİF ELİF DİYE

DELİ GÖNÜL APDAL OLMUŞ

GEZER ELİF ELİF DİYE


ELİF KAŞLARINI ÇATAR

GAMZESİ SİNEME BATAR

AK ELLERİ KALEM TUTAR

YAZAR ELİF ELİF DİYE


EVLERİNİN ÖNÜ ÇARDAK

ELİF'İN ELİNDE BARDAK

SANKİ YEŞİL BAŞLI ÖRDEK

YÜZER ELİF ELİF DİYE


KARAC'OĞLAN EYMELERİN

GÖNÜL SEVMEZ DEYMELERİN

İLİKLENMİŞ DÜYMELERİN

ÇÖZER ELİF ELİF DİYE


Karacaoğlan


Kaynak: https://www.repertukul.com/INCECIKTEN-BIR-KAR-YAGAR-2692


*

Emel Sayın / 1976


(https://www.youtube.com/watch?v=t6L4wRKFXPU&list=RDt6L4wRKFXPU&start_radio=1)


*

Cengiz Özkan, İncesaz / 2007



(https://www.youtube.com/watch?v=lhB0Nt36mL8)

*

Özer Özel


(https://youtu.be/2qU6VOIlvb8?si=Sz4n2_lCefcjbSeK)

*

   "aşktan el aman"


Wikipedia

Arama sonuçları