TR biz kavgadan korksaydık Avatar resmi "Biz kavgadan korksaydık âşık olmazdık..."

•Şiirlerden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
•Şiirlerden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2026 Pazartesi

 "Aşk derdi nasıldır? İster misin bunu apaçık öğrenmeyi? Sabah rüzgarından sorma; kılıçtan sor!"


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

 "Aşk sarhoşluğu beni harap etti; ama varlığımın esası, o haraplıktan mamur olmada."


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

"Aşk yolu, bir yoldur ki; ne ucu var, ne kıyısı. O yolda can vermeden başka hiçbir çare bulunmaz."


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

 "... yaşlıyım, ama aşk derdiyle çocuk!"


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

 “Aşk sahrasının yokuşu da tuzak, inişi de.”


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

 “Merak etme, aşk akıllı kişiye nasip olmaz.”


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

"Sevgili, senin aşkın hayret fidanıdır. Vuslatın da hayretin kemâli.""


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

Kapısı toprağına yüz koyanlar

Erer dergâhına dergâhı söyler


Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi


(Sevgilinin kapısının toprağına yüzünü koyan âşıklar, dergâhına ulaşır, dergâhını konuşurlar.)

17 Mart 2026 Salı

 "aşkı nerden bilecek bir kerecik ölmeyen..."

I seni sensiz yaşamak 1

I serdar tuncer


*

Seni Sensiz Yaşamak 1


Mendiline aşk düşer kar bakışlı dağlarda
Gözlerinde buz yanar dilenciler şahının
Ceylanlar su başında susuzluktan ağlar da
Anlarsın türküsünü bir ömürlük ahımın
Mendiline aşk düşer kar bakışlı dağlarda

Elinden seni içmek avare bir yıldızın
Uyutmak uykuları kör geceler boyunca
İki büklüm dururken başucunda sonsuzun
Kapanmak secdelere geldiğini duyunca
Elinden seni içmek avare bir yıldızın

Rakseder dudağında bedensiz kelebekler
Aşk değil mi cevabı çıldırtan bilmecenin
Bir sen kaldı geride, o hala seni bekler
Özlemiyle güneş ağlar döneceğin gecenin
Raks eder dudağında bedensiz kelebekler

Zamansız vurgun yürür kuşların kanadına
Ay ışığı gülemez, kapanırsa kapılar
Dalgalanan ben olurum, denizlerin adına
Sende bir rüzgar eser, beni virane kılar
Zamansız vurgun yürür kuşların kanadına

Utanır kaldırımlar gözlerimin renginden
Yürüdüğüm boşlukta gölgem hatıra kalır
Bir an gelirki kalbim firar eder kalbinden
Güneş karanlığa kızar, gökyüzünden usanır
Utanır kaldırımlar gözlerimin renginden

Kardan adam öpmez ki çöllerin dudağını
Deliler sultanıyım, hüzne diyet ödeyen
Gökler niye yazmamış gözlerinin çağını
Aşkı nerden bilecek bir kerecik ölmeyen
Kardan adam öpmez ki çöllerin dudağını

Serdar Tuncer

*


(https://youtu.be/KmiTe3nr_Hs)
hâlbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti...

I münacaat
 I ismet özel


*

Münacaat 

Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.

Hata yapmak
fırsatını Adem’e veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi

Çeşme var, kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.

Gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da
gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
Vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
Yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar, yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.

Münacaat

Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.

Oysa bu sürgün yeri, bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah, bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
Bir yakış, bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.

Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni, anladım
gençken almadın canımı, bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?

İsmet Özel

*


(https://youtu.be/iZP6SBckVbg?si=kARMxHygETBSBrve)

13 Mart 2026 Cuma

"aşk deyince ötesini arama..."

I mihriban

I abdurrahim karakoç

(https://youtu.be/jTFVjfMOQzU)

&

Mihriban


Sarı saçlarına deli gönlümü 

Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban 

Ayrılıktan zor belleme ölümü 

Görmeyince sezilmiyor Mihriban 


Yar, deyince kalem elden düşüyor 

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor 

Lambada titreyen alev üşüyor 

Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban 


Önce naz sonra söz ve sonra hile 

Sevilen seveni düşürür dile 

Seneler asırlar değişse bile 

Eski töre bozulmuyor Mihriban 


Tabiplerde ilaç yoktur yarama 

Aşk değince ötesini arama 

Her nesnenin bir bitimi var ama 

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban 


Boşa bağlanmış bülbül gülüne 

Kar koysan köz olur aşkın külüne 

Şaştım kara bahtım tahammülüne 

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban 


Tarife sığmıyor aşkın anlamı 

Ancak çeken bilir bu derdi gamı 

Bir kördüğüm baştan sona tamamı 

Çözemedim çözülmüyor Mihriban


Abdürrahim Karakoç / 1960 (Dosta Doğru)

12 Mart 2026 Perşembe

 "birer bıçak vermedi mi ellerinize züleyha?..."


Bu Yusuf'un Zindandan Seslenişidir


Eğilin önümde çağdaş güneşler!

Kenanlı yıldızlar varın secdeye!

Issız çöllerde, derin kör kuyularda

Ben görürüm camgöbeği düşleri

Ve ben yorarım sırma şafaklarda,

Bulanık, korkulu düşlerinizi...


Tebessümlerimi yollarım vakur kervanlarla

Küfür karanlığı gecelerinize,

Sonra düşüncelerinizi yeşertirim...

İnce belli üç attır Tih sahrasında;

Güzelliğim, sabrım ve yalnızlığım.

Çılgınca yarışırlar kader güzergahımda;

Nalları değer kader çizgilerinize...


Bilemiyorum, bensiz nasıl olursunuz?

Cibril nefesli rüzgarlarda perdelenir gözleriniz,

Körpe bir ceylan gibi kaçıp gider güzellik,

Ateş yağar avuçlarınıza bir yerden,

Nil söndüremez içinizdeki yangınları,

Ağulu bir yılan ölüsü gibi yatar durur öyle

Mu’cizelere gebe Kızıl Deniz...


Dinleyin hele dinleyin çağdaş kadınlar!

Gamzesiz, zülüfsüz, yorgun kadınlar!

Mor mor halkalarda tutsak kadınlar!

Birer bıçak vermedi mi ellerinize Züleyha?

Çizdirmedi mi güzelliği avuçlarınıza?


Züleyha dedim ya biraz durmalısınız;

Lacivert çöl gecelerinden bir parçadır o,

Gözbebeklerinde dinlenir bereketli Nil...

Nasıl anlatsam size Züleyhayı;

Gözleri bir vaha gibi yeşil...


Ve gidin!

Nereye giderseniz gidin!

Kuyular her yerde derin!

İster Kenan illerinde, ister Mısır’da,

Zindanlar karanlık, mahzenler serin...


Hapsederim gençliğimi damarlarıma,

Kaç kere yaşanmış bir cenge girerim;

Unuturum sizi çağdaş kadınlar!

Sarılırım sımsıkı soğuk demirlere,

Kıtlıktan, bereketten haber veririm...

Ben yorarım düşlerinizi böyle bilin!


“Ümmü’l Kitab” üstüne yemin ederim;

Bir gün beni çağıracaksınız.

Yediye ve katlarına yemin olsun ki;

Bana muhtacsınız!

Bana muhtacsınız!

Bana muhtacsınız!


Dilâver Cebeci

 "aşktan yana söz duyunca..."


I ben hep seni düşünürüm

I hasan sağındık

I şiir; abdurrahim karakoç


(https://youtu.be/hEJOeSiN_KU)

&

Ben Hep Seni Düşünürüm

Ben Hep Seni Düşünürüm
Aşktan yana söz duyunca,
Ben hep seni düşünürüm.
Uçsuz hayaller boyunca,

Ben hep seni düşünürüm.
Yıldızlar kayar yüceden;
Renkler sıyrılır geceden;
Yüreğim sızlar inceden;
Ben hep seni düşünürüm.

Aklın ucu değer hiçe;
Yol ararım içten içe.
Kâinat uyur sessizce,
Ben hep seni düşünürüm.

Korkunun bittiği yerde,
Haz duyarım perde perde.
Bir mezar görsem bir yerde,
Ben hep seni düşünürüm.

Zaman hep sonsuza akar
Meyve dökülür, dal kalkar.
Çiçeklere bakar bakar,
Ben hep seni düşünürüm.

Rüzgâr eser ilden ile
Sağlıkta bitmez bu çile.
Vardan öte, Yokta bile
Ben hep seni düşünürüm.

Abdürrahim Karakoç

7 Mart 2026 Cumartesi

 insanların bütün sabahlarını merak ederim

gök hırpalanmaktadır merakımdan

ıtır kokan benim yumruklarımdır

benim kavgamdır o, aşk diye tanınan.


Çatlıycak Kadar Aşki, İsmet Özel

5 Mart 2026 Perşembe

2 Mart 2026 Pazartesi

26 Mart 2022 Cumartesi


 

ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE

 

 

Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla,

Bâzan sessiz sedasız, ipekten kanatlarla,

Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla,

Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla,

Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla,

Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla,

Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla,

Sözde senden kaçıyorum  doludizgin atlarla..

 

 

 

Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle,

Öldür bendeki beni, sonra dirilt kendinle,

Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle,

Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle.

Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle,

Ama her defasında geri döndüm seninle.

Hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle?

Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle..

 

 

 

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin?

Bazan kızkardeşimsin, bazan öpöz annemsin,

Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin,

Eksilmeyen çilemsin,

Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin,

Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin,

Çaresizim, çaremsin.

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin?

 

 

Yavuz Bülent Bakiler


Wikipedia

Arama sonuçları