“Aşk, benden geri kalanımı yok etmeden önce müteleffit (yüz çeviren) bakışını hibe kıl”
Nâblusî, sufî şâirin Hakîkî Mâşûk’u görme talebini rü’yetin şartı ile açıklar. Görmenin şartı, gören ve görülenin bulunmasıdır. Şâyet gören, fenâ makāmındaysa görülen, gören ve görme kalmaz. Ankaravî, sûfî şâirin görme talebini bu âlemdeki görmeden ziyâde, akıl ve rûhun varlığıyla birlikte istîdât gözüne uygun görme olabileceğini düşünür.Sûfî şâir, “şâyet görmekle değilse bile” Mûsâ peygambere Hak Teâla’nın “ْلْن تَراْنُّي "(beni göremezsin) hitâbına karşılık, “işitmeme lütufta bulun” demektedir:
“Eğer benim seni görmemi yasaklamışsan, “len terânî” demek sûretiyle senin hitâbını işitmeme lütufta bulun, zîrâ benden önce “len” kelimesi, Mûsâ’ya lezzet verdi”
Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye’sinde Seyr u Sülûk (Nâblusî Şerhi Bağlamında), Zeliha Öner
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder