Ehl-i muhabbet indinde muhabbet, zühdün mukābilidir. Muhabbet nûr, aşk ise nârdır ki, mâsivâ ile olan alâkanın yanması ve yok olmasıdır. Tasavvufta, Allah’ın dışındaki her şey mâsivâ olarak telakkî edilmiştir. Dervişliğin esâsı sayılan mâsivâyı terketmekte, kalpten mâsivâ putunun değiştirilmesi, sevginin Allah üzerinde yoğunlaşması bu anlamda büyük önem arzeder. Çünkü, gönülde Allah’tan başka neyin sevgisi varsa onun sevgilisi, hattâ ilâhı odur, denilmiştir. Aşk sülûkünün nihâyetinde ulaşılan mertebe, “ahadiyet” mertebesidir. Bu mertebeye ulaşmak ise ancak nefsin ârızî sıfatlarını ve benlik duygusunu tezkiye etmekle olur.
Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye’sinde Seyr u Sülûk (Nâblusî Şerhi Bağlamında), Zeliha Öner
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder