Aşk Derdi
Molla Cami k.s., meşhur eseri Baharistan’ın beşinci bahçesini aşka ayırır. Şu hadisle söze başlar: “Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek ölen şehittir.” Yani her kim aşk cazibesine tutulur, düştüğü bu sarhoşluk haliyle edebini hayâsını döküp saçmadan ve derdini içine atarak ölürse şehit gider.
“Aşkta namus ve sır saklamanın şart olması, tabiatın istekleri ve nefsin hevasıyla bulaşmaması içindir.” der Hazret. Sonra öyle bir hikâye anlatır ki, aşk derdine tutulanlar için adeta bir yudum iksir: “Hz. Ebubekir r.a. halifelik zamanında Medine sokaklarında dolaşıyordu. Evleri kapı kapı gezerken ansızın bir evin kapısında durdu. İçeriden bir ağlama sesi işitti. Bir kadın şu beyti okuyor ve ağlıyordu:
Ey yüzü güzellikte aydan parlak sevgili! / Senin ay yüzünün önünde güneş sönük.
Sütninem dudaklarıma memesini vermeden önce / Senin mercan dudaklarının hatırasıyla kan içtim.
Şiirin nağmesi Hz. Ebubekir r.a.’ın gönlüne pek dokundu. Kapıyı çaldı ve sordu: “Cariye misin, yoksa hür müsün?” Kadın; “Cariyeyim.” dedi. Halife, “Bu beyti kimin sevgisiyle okuyorsun?” diye sordu. Kadıncağız: “Ey Peygamberin halifesi!
Hz. Muhammed s.a.v.’in mübarek ravzası hürmetine beni kendi halime bırak.” diye yakardı. Hz. Ebubekir ise “Senin gönlündeki derdi anlamadıkça buradan bir adım atmam..” dedi. Cariye derin bir ah çekti ve Haşimoğulları’ndan bir delikanlının adını söyledi. Halife mescide döndü, cariyenin sahibini çağırttı. Değer pahasını vererek kızcağızı aldı ve doğruca sevdiğinin yanına gönderdi.”
Semerkand Dergisi, Akif Güler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder