Aşkla tehlikeli bir oyuncak gibi oynamak istiyordum…
Kağnı - Ses - Esirler, Sabahattin Ali
"aşkı nerden bilecek bir kerecik ölmeyen..."
I seni sensiz yaşamak 1
I serdar tuncer
Aşk, perdeleri yırtmaktır. Aşk, sırları çözmektir ve cemal-i yâri burada görmektir. Burada, cemal-i yâri göremeyen körler, yarın ahrette de kör olacaklar ve cemal-i yâri göremeyeceklerdir.
Dinle NİYAZİ’nin sözün,
Bir nesne örtmez Hak yüzün,
Hak’tan ayân bir nesne yok,
Gözsüzlere pünhân imiş..
Aşk, dağları deldirir. Aşk, maksuda erdirir. Aşk, vecdi buldurur. Vecd ise, aşk-u şevkin nefse galip gelmesi hali olduğundan, zâkire zikrin tadını tattırır. Bu öyle bir haldir ki, o ânda zâkirin uzuvlarından birisi kesilse veya kopsa, aşk-u şevk-i vecd ile zikreden Cemal-i lâ-yezali müşahede ettiğinden, o haz ve lezzet içinde acısını bile duymaz. Âşıkların ölümleri halinde de, cemale vuslât bulunduğundan, ruhun vücuttan ayrılmasının acısını, âşık mâ’şuku ile buluşmanın derin hazzı içinde duymaz.
Aşk Yolu Vuslat Tariki, Muzaffer Ozak
*
gelin ey âşıklar gelin...
(https://youtu.be/D24mOVkylbc?si=LsKWXWXmEa85gGTj)
*
Gelin Ey Âşıklar Gelin
Gelin ey âşıklar gelin
Bu menzil uzağa benzer
Nazar kıldım şu dünyâya
Kurulmuş tuzağa benzer
Bir pîrin eteğin tuttum
Ana belî deyüp gittim
Nice yüz bin günâh ettim
Her biri bir dağa benzer
Pîrim diyemedim ere
Varamadım doğru yola
Günâhım çok yüzüm kâre
Eller yüzü ağa benzer
Günâhım çok başım kaygu
Terk etmedim fenâ huyu
Cümle âlem benden eyu
Benden kemter yoğa benzer
Çağla Dervîş Yûnus çağla
Sen özünü Hakk’a bağla
Ağlar isen başına ağla
Elden vefâ yoğa benzer
Yunus Emre
benim gönlüm tâ ezelden aşk'tan gelir aşka gider...
Aşktan Gelir Aşka Gider, Dervish Brothers
*
Aşk'tan Gelir Aşka Gider
Benim gönlüm tâ ezelden,
Aşk'tan gelir, Aşk'a gider...
Bir Yol öğrendim Güzel'den,
Aşk'tan gelir, Aşk'a gider...
Ten içinde misâfir Cân,
Sûretim ayna, zâhir Cân,
Doğuştan bir muhâcir Cân,
Aşk'tan gelir, Aşk'a gider...
Yol küser yolcu durunca,
Anca başlar, tam varınca,
Mâsivâ çöl, ben karınca,
Aşk'tan gelir, Aşk'a gider...
Bir kanadı kırık kumru,
Yazan böyle yazmış Emr'i,
Bir kelebek, üç gün ömrü,
Aşk'tan gelir, Aşk'a gider...
Gönlümün boynunda halka,
Bâzı Hakk'a, bâzı halk'a,
Usul usul, düşe-kalka,
Aşk'tan gelir, Aşk'a gider...
Rûhumun dizleri yara,
Yıldızlara sora sora,
Gölgem Yâr'in ardı sıra,
Aşk'tan gelir, Aşk'a gider...
Dost'a varan var mı? Hani?
Varmak için değil yani,
Adı üzerinde "Fânî"...
Aşk'tan gelir, Aşk'a gider...
Ferhâd Fânî
"aşk deyince ötesini arama..."
I mihriban
I abdurrahim karakoç
(https://youtu.be/jTFVjfMOQzU)
&
Mihriban
Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban
Yar, deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban
Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düşürür dile
Seneler asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban
Tabiplerde ilaç yoktur yarama
Aşk değince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban
Boşa bağlanmış bülbül gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne
Şaştım kara bahtım tahammülüne
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban
Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor Mihriban
Abdürrahim Karakoç / 1960 (Dosta Doğru)
"birer bıçak vermedi mi ellerinize züleyha?..."
Bu Yusuf'un Zindandan Seslenişidir
Eğilin önümde çağdaş güneşler!
Kenanlı yıldızlar varın secdeye!
Issız çöllerde, derin kör kuyularda
Ben görürüm camgöbeği düşleri
Ve ben yorarım sırma şafaklarda,
Bulanık, korkulu düşlerinizi...
Tebessümlerimi yollarım vakur kervanlarla
Küfür karanlığı gecelerinize,
Sonra düşüncelerinizi yeşertirim...
İnce belli üç attır Tih sahrasında;
Güzelliğim, sabrım ve yalnızlığım.
Çılgınca yarışırlar kader güzergahımda;
Nalları değer kader çizgilerinize...
Bilemiyorum, bensiz nasıl olursunuz?
Cibril nefesli rüzgarlarda perdelenir gözleriniz,
Körpe bir ceylan gibi kaçıp gider güzellik,
Ateş yağar avuçlarınıza bir yerden,
Nil söndüremez içinizdeki yangınları,
Ağulu bir yılan ölüsü gibi yatar durur öyle
Mu’cizelere gebe Kızıl Deniz...
Dinleyin hele dinleyin çağdaş kadınlar!
Gamzesiz, zülüfsüz, yorgun kadınlar!
Mor mor halkalarda tutsak kadınlar!
Birer bıçak vermedi mi ellerinize Züleyha?
Çizdirmedi mi güzelliği avuçlarınıza?
Züleyha dedim ya biraz durmalısınız;
Lacivert çöl gecelerinden bir parçadır o,
Gözbebeklerinde dinlenir bereketli Nil...
Nasıl anlatsam size Züleyhayı;
Gözleri bir vaha gibi yeşil...
Ve gidin!
Nereye giderseniz gidin!
Kuyular her yerde derin!
İster Kenan illerinde, ister Mısır’da,
Zindanlar karanlık, mahzenler serin...
Hapsederim gençliğimi damarlarıma,
Kaç kere yaşanmış bir cenge girerim;
Unuturum sizi çağdaş kadınlar!
Sarılırım sımsıkı soğuk demirlere,
Kıtlıktan, bereketten haber veririm...
Ben yorarım düşlerinizi böyle bilin!
“Ümmü’l Kitab” üstüne yemin ederim;
Bir gün beni çağıracaksınız.
Yediye ve katlarına yemin olsun ki;
Bana muhtacsınız!
Bana muhtacsınız!
Bana muhtacsınız!
Dilâver Cebeci
"aşktan yana söz duyunca..."
I ben hep seni düşünürüm
I hasan sağındık
I şiir; abdurrahim karakoç
Bir Hint kılıcı gibi olan ayrılık keskindir. Fakat aşk kılıcı daha da keskindir.
• Dîvân-ı Kebir, Mevlânâ
&
Bir kılı kırka yarar ayrılık.. ve aşk, bin parçaya doğrar, doğurmak için âşığı.
Hicrân da aşk ateşi gibi yakar.. ne var ki; ateş vardır oldurur, ateş vardır öldürür!
Su içindeki balık mı suyu daha çok arar yoksa bir damla suyu bir inci mi?!
Uzaklık mı daha yakındır; yakınlık mı çok daha uzak?!
Ve bir perdedir; aralansa...
Âşık susarsa, ârif konuşursa helâk olur, diyenler dinlese, âşıklar konuşsa, ârifler sussa; n'olur?!