TR biz kavgadan korksaydık Avatar resmi "Biz kavgadan korksaydık âşık olmazdık..."

4 Mart 2026 Çarşamba

Yalnız aşk yoluyla Allah’a ulaşılır.


Var Olmak, Nurettin Topçu

 Zaten aşk hesapsız kitapsızdır, ne vakit uğrayacağını kendisi karar verir.


Hayallerine Sarıl, Gülüzar Yıldırım

Bence insanlar aşkın gücünü tam olarak anlamış değil, anlasalardı eğer onun için görkemli tapınaklar ve sunaklar inşa eder, en gösterişli adaklarını ona sunarlardı.


Şölen, Platon (Eflatun)

 Așk büyük bir tanrıdır, güzel şeylerin așkıdır.


Şölen, Platon (Eflatun)

3 Mart 2026 Salı

 Seviyorum seni ben. İnsan sevdiğini olduğu gibi sever, olmasını istediği gibi değil.


Anna Karenina, Lev Tolstoy

Aşk hiçbir zaman yoksulluğa düşmez ya da varlık içinde yüzmez.


Şölen, Platon (Eflatun)

 Sevda savaşında her âşık kendi ipini kendi çeker.


Sevincini Bulmak, Mustafa Kutlu

 Eğer aşkı öğrenmek istersen önce elemi yaşamalısın....


Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk, İskender Pala

 Güç ve iktidar savaşının olduğu bir yerde aşk yaşanamaz çünkü aşk kendisi de dahil hiçbir iktidarı kabul etmez.


Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu

“Akıl vadisinin ötesindeki dağların zirveleriydi aşkın memleketi.”


Martin Eden, Jack London

Aşk, herkesi iyi bir insan haline getirir.


Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde

 “Aşk! Aşk her şeydir; en kıymetli elmastan üstündür, bir kızın tek servetidir aşk!”


Yeraltından Notlar, Fyodor Dostoyevski

Sus artık; bu kadar kederlenme, gam yeme! Âşık olan nefis, artık nefs-i emmare olmaz; insanı kötülüğe götürmez,meyl ettirmez! 


Dîvân-ı Kebîr, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Âşık hasta olur ama, ölmez; ay zayıflar, hilal olur ama, yıldız olmaz!


Dîvân-ı Kebîr, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

 Bir yerde aşk fazlalaştı, derdi arttırdı mı orada ne Ebû Hanîfe bir ders verebilir, ne Şafîî.


Mesnevi-i Şerif, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

 "Varlık aşka yapışıktır ve aşktan nasibi olmayan hiçbir varlık yoktur..."


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Ben âşık olmayan kişinin insanlığını inkâr ederim... 


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Aşk, ne de güzel bir günahtır ki, ona tövbe etmek kâfirliktir. O öyle bir günahtır ki, ne arkasında kaçıp kurtulacak bir yol vardır, ne de önünde oturup dinlenecek bir durak vardır....


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

"Kimin aşka meyli yoksa o kanatsız bir kuş gibidir, vah ona...."


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Her kim aşkı tarif ederse, aşkı tanıyamamış demektir...


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Aşk, hayat suyudur, bu suya dal. Bu denizin her damlasında başka bir hayat, başka bir ömür var....


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Bilir misin, aşkla aşina olmak, tanışmak nedir? Gönül isteklerinden tamamıyla sıyrılmak, ayrılmaktır!


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

 Hakiki aşk, gönüldeki şeytani hayalleri ve vesveseleri temizler...


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
... İbn-i Arabi, Fütuhat-ı Mekkiyye'de diyor ki: Her kim aşkı tarif ederse, aşkı tanıyamamış demektir.


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

 "Aşk ateşi içinize düştü mü koşun onun peşinden, yolları sarp ve gidilmesi zor olsa da bırakmayın peşini, koşun."


Ermiş, Halil Cibran

Sevmek ölümü yenmektir.


Çiçek Senfonisi, Özdemir Asaf

Ala Gözlüm

Ala gözlüm, senden ayrı geceler.
Bir il kimi uzun olur neyleyim?
Bağçamızda qızıl güller her seher,
Tezden açır vaxtsız solur neyleyim?
 
Nergizlerin gözü yaşla dolanda,
Benövşeler baxıb qemgin olanda,
Qerenfilin gözü yolda qalanda,
Yasemenler saçın yolur neyleyim?


Çiçeklerin çekir gözü intizar
Ayrılıqdan beter dünyada ne var?
Yaz axşamı seni bil ki, bu nigar,
Hezin-hezin yada salır neyleyim?
 
Tez gelesen, belke elac veresen,
Sünbüllerin saçın yığıb höresen,
Çiçekleri gelib özün deresen,
Yolda qalib baxışları neyleyim?
 
Çiçeklerin çekir gözü intizar
Ayrılıqdan beter dünyada ne var?
Yaz axşamı seni bil ki, bu nigar,
Hezin-hezin yada salır neyleyim?

*

Ela Gözlüm (Türkiye Türkçesi)

Ela gözlüm, senden ayrı geceler
Bir yıl gibi uzun olur neyleyim?
Bahçemizde kızıl güller her seher
Erken açar vakitsiz solar neyleyim?

Nergislerin gözü yaşla dolduğunda
Menekşeler bakıp da gamlandığında
Karanfilin gözü yolda kaldığında
Yaseminler saçın yolar neyleyim?

Çiçeklerin çekiyor gözü intizar
Ayrılıktan beter dünyada ne var?
Yaz akşamı seni bil ki, bu nigar*
Hazin-hazin yad eder neyleyim?
 
Tez gelesin, belki ilaç veresin
Sümbüllerin saçın yığıp öresin
Çiçekleri gelip kendin deresin
Yolda kalmış bakışları neyleyim?
 
Çiçeklerin çekiyor gözü intizar
Ayrılıktan beter dünyada ne var?
Yaz akşamı seni bil ki, bu nigar
Hazin-hazin yad eder neyleyim?

Nigâr Refibeyli

(Şair Resul Rıza'nın eşi olan şair Nigâr Hanım'ın bu şiiri eşi hastanede yatarken derin bir özlemle yazdığı söyleniyor. Nitekim Nigâr hanım büyük bir aşkla bağlı olduğu eşinin ölümünden tam 100 gün sonra yaşama veda etmiştir.)

*

Alagözlüm (Neyləyim), Akif İslamzadə / 1982


 Var olmak için yok olmak lazım, parça bütüne kavuşacak ki hasret dinsin.


Jurnal - Cilt 1, Cemil Meriç



Ömrün beş mevsimi var.
Aşk, hasret, yalnızlık, vuslat ve hüzün,
Sahi, sen hangi mevsimdesin...

Hüsn-ü Aşk, Şeyh Gâlib


 


*

Şalvar Davası, 1983


Yönetmen Kartal Tibet

Yapımcı Engin Karabağ

Senarist Başar Sabuncu

Oyuncular Müjde Ar, Şener Şen, Halil Ergün, Pembe Mutlu, İhsan Yüce, Sevil Üstekin

Müzik Atilla Özdemiroğlu

Görüntü yönetmeni Çetin Tunca

Yapım yılı 1983

Çıkış tarih(ler)i Kasım 1983

Süre 90 dakika

“Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk, derinliğinin farkına ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.”


Bilgelik Kitabı, Halil Cibran

2 Mart 2026 Pazartesi

 Aşk senin, benim için bıçak olmandır, kendimi içten içe kanırttığım.


Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka

 Gönül kimi severse güzel odur.


Karamazov Kardeşler, Fyodor Dostoyevski

 Seven kişi kırgınlığını kolay unutur.


Beyaz Geceler, Fyodor Dostoyevski

 Aşk, insana kalbinin yerini öğretiyor.


Su, Buket Uzuner

 Mecnûn ve Devesi

Mecnûn, Leylâ’sının köyüne gitmek için dişi bir deveye bindi. Bir süre yol aldılar. Mecnûn’un bütün derdi, sevgilisinin köyüne bir an önce ulaşmaktı. Dişi deve ise geride bıraktığı yavrularını düşünüyordu. Onun da tek derdi, bir an önce geriye dönüp yavrusuna kavuşmaktı.

Mecnûn bir an dalıp gittiğinde deve geriye döner, köye yavrularına kavuşmak için koşmaktaydı. Mecnûn kendine geldiğinde, devenin yönünü tekrar Leylâ’nın köyüne doğru çevirirdi.

Bu yolculuk iki-üç gün böyle, iki ileri bir geri devam etti. Mecnûn yıllardır yollardaymış gibi şaşırıp kalmıştı. Baktı ki bu yol böyle bitmeyecek, devesinden indi ve, ”Ey deve! İkimiz de âşığız, ama sevdiklerimiz farklı yerlerde. Biz birbirimizle yol arkadaşlığı yapamayız. Beraberliğimiz ikimizi de hedefe ulaştırmayacak. En doğrusu biz yollarımızı ayıralım” dedi ve deveyi serbest bıraktı.

Bu hikâyede Mecnûn insan ruhunu temsil eder. Ruh rabbine âşık olduğundan ona doğru gitmek ister. Fakat nefis devesi ona devamlı engel olur. Deve maddî arzuların peşinden koşan nefsin sembolüdür.


*Mesnevi, Mevlânâ

 O Sevgili’yi ben benden isterim ve O her zaman (ezelde ve ebedde) benim yanımdadır, O nasıl benden gizlendi, hayret ediyorum” 

Hakîkî Mâşûk’un esmâ, sıfât, ahkâm, efâl ve zâtıyla berâber kendisiyle olduğu halde nasıl O’nu idrâk edemediğine hayret eden İbnü’l-Fârız’ın bu ifâdelerini Nâblusî, َِو َ ْنَُحْْنُ َأ َ ْق َْرَُبُ ِإ ِ ْل َ ْيُْهِ ِمِْنْ ِحَ ْبْلِ اْل َْو َ ر ِ يْد “Biz ona şahdamarından daha yakınız” (Kaf: 50/16) âyeti ile açıklar. Bu hayret, yakınlığın nasıl olur da kendisinden gizlendiğine karşı duyduğu hayrettir. Ankaravî bu şaşkınlığın sebep olduğu gaflet durumunda bulunanların şu kimseye benzetildiğini ifâde eder: “O kimse şaşkın ve şeydâ bir durumda bir yere giderken, kendi elbisesine benzer bir kıyâfet giymiş ve beline kabak asmış birini görünce şöyle der: Ne acâip şey, bu benim, o halde ben kim olabilirim?”


 Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye’sinde Seyr u Sülûk (Nâblusî Şerhi Bağlamında), Zeliha Öner

 “Hakîkî Mâşûk’un muhabbeti sebebiyle ölümüm, zevkli bir hayattır; Sevgide ölmezsem kederle yaşarım”


Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye’sinde Seyr u Sülûk (Nâblusî Şerhi Bağlamında), Zeliha Öner

 “Ey Genç (fetâ), sevgiyi hicâb gören kimsenin hükmüyle ben o sevgiden ayrıldım, hevânın (muhabbetin) fenâ bulduğu bir mertebedeyim.” 

Muhabbet, muhib ve mahbûb arasında “gayriyet” iktizâ eder. Gerçekde, işâret edilen “itthâd”da bu yoktur. Allah yolunda sâlik mürîdin mertebesi, ikisi arasında hicâbın bulunması içindir. Buraya kadar İbnü’l-Fârız’ın aşk ve muhabbet ile sülûkün yüksek bir mertebe olarak sunmasından sonra, hakîkatte sevgi ve aşk ile sülûkün ikilik olduğunu, bunun üstünde bir hâlin bulunduğuna işâret edildiği görülmektedir. Aşk ve muhabbet, sûfînin seyrinde geçilmesi gereken bir mertebedir. İbnü’l-Fârız yaşadığı yüksek tecrübenin aşkın ötesinde olduğunu, kendisinin bu aşk mertebesini geçtğini şu beyiti ile ifâde eder:

“Aşk sınırını geçtim, ittihad mîrâcından geçerken sevgi kerih görülen (buğzedilen) gibidir.”

Nâblusî, İbnü’l-Fârız’ın bu beyitte “muhabbet ve aşk benim yanımda buğz menzilindedir” demekle ikilik (isneyniyyet) ve vücûdda sevilen (mahbûb) ile müşâreket (ortaklık) dâvâsının gizli şirk olduğunu, gerçek mahbûbun böyle bir çekişmeye râzı olmadığını belirtir. Hak Teâlâ’nın ُيُُحِ ْبَُهُُمْ َو َ يُُحِ ْبَُوْنَُه  “Onları sever, onlar da O’nu severler” (el-Mâide: 54)  âyetinde, tefrika zamirlerle; cem‘ vasıfladır. Muhabbet vasıftır. Dil bilimciler, Allah Teâla için mef’ûlün-bih (nesne ) olmayacağını, ancak fiil ve fâil ile cümle kurulabileceğini belirtirler. Nâblusî, İbn Hişâm’ın Kitâbu muğnî isimli eserinden misaller gösterir. Meseleyi dil bilimsel metodla îzâh eden Nâblusî, bu beyitle işâret edilenin, kâmiller için muhabbetin, makbûl kabûl edilmediğidir. Muhabbet, seven ve sevilen arasında bir nisbettir. Bu ise, mugāyereti gerektirir. Mugāyeret ise bir yönde gizli şirk olduğundan, hakîkî muvahhid için buğz edilmeyi gerektirir. Her ne kadar muhabbet yüksek bir mertebe ise de ahadiyet mertebesinin aşağısındadır. Vâhidiyet mertebesinde olan, seven ve sevileni aynı görür. Beyitte geçen “ittihad” mertebesi de bir yönden “muhabbet” gibi cem‘ül’l-cem‘ mertebesinde olanlara nisbetle hicâbdır.


Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye’sinde Seyr u Sülûk (Nâblusî Şerhi Bağlamında), Zeliha Öner

 “Aşk yüceliklerinin mülkü benim mülkümdür, askerlerim mânâlardır ve tüm âşıklar benim tebaamdır.”


Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye’sinde Seyr u Sülûk (Nâblusî Şerhi Bağlamında), Zeliha Öner

"aşkın bir adı da yorulmamaktır..."

I a. erdem bayazıt
I aşk risâlesi

*


(https://youtu.be/xLNQxtnQ8TY?si=SG2qec_h5TKL-3AA)

*

AŞK RİSALESİ 

 
Dirilmek yeniden
Yerin uyanması gibi, kımıldaması gibi toprağın
Bulutları yarması gibi gün ışığının
Yağmurun ansızın boşanması
Binlerce kuşun bir anda parlaması havalanması
Erimesi gibi karların ve buzulların
Patlaması gibi dal uçlarında tomurcukların.



Dirilmek yeniden
Yüzyıl süren bir berzahtan geçmişiz gibi
Kandan kinden öfkeden
Üstümüze bir sağnak boşanmış gibi
Sürekli lekelendiğimiz, çözülmeye terkedildiğimiz
Bir bataktan çıkar gibi.



Yürürken, otururken, yatarken
Hep çürümek durumunda kalmış
Duyduklarımızdan dolayı kulaklarımız
Gördüklerimizden ötürü gözlerimiz
Dokunduklarımız için ellerimiz.



Belli bir bozgun yaşamışız
Her şeye ölüm dadanmış sanki
Kadınlar ki anne olmamak için direniyorlar
Erkekler ki savaşmayı tümden unutmuşlar
Çocuklar zaten hiç çocuk olmuyorlar
Çocukluk kalkmış dünyadan gibi
Her çocuk antik çağ filozoflarından bir kalıntı sanki.



Aşkın son saltanatını yaşamak için mi ey kalbim
Ruhun serüvenine bir kale olmak için mi?
Bu başkaldırma kanatlanma.



Durmadan geçiyordu o zamanlar
Üstümüzden tanklar, toplar, binler tonluk arabalar
Boğuk bir ses, madeni bir böğürme
Bir metropol devinin içimiz titreten iniltisi
Ta uzaklarda şehirlerin üstünde kımıldayan
Bir korkunun yüreğimizde biriken tedirginliği
Bir sam yeli gibi bedenimizi yüzümüzü saçlarımızı
Yalayarak
Çekiyordu bizi ve herkesi.



Ama sen uzaklardaydın ey kalbim
Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı
Ayın ve yıldızların çağlayarak
Berrak şelaleler yaparak
Coşku içinde aktığı
Bir yerlerdeydi.



Hani bir gün bir çobana rastlamıştık
Kavalıyla bir sümbülü emziriyordu
Adı ferhat mıydı neydi
Koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin
Sadakatten mest oldukları
Her birinin gözlerinde
Kaybolur gibi, kayar gibi
Dalıp gittiğimiz o saadet evreni
Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç
Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan.



Yaslan göğsüme sevdiğim
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim
yeryüzü gibidir toprak gibidir
Sen ki bulut gibisin
Ay gibisin, güneş gibisin bazen.



Usul usul inen
Yağmur tıpırtılarını
Dinler gibi
Dalıp gitmiştik
Sen konuşuyordun
İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun
Onlar ki konuklarımızdı
Adları Keremdi, Yusuftu, Kaystı
Hepsi de ezelden tanıdıktı dosttu.


( Ara Çağrı )

Sen bir taze haber gibi gelmiştin, unutmadım
Her gelişin bir taze haberdi, unutmadım



Aşktı alıp verilen altın bir vakitti yaşadığımız
Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki
unutmadım.



Can oynanırdı evlerde yollarda meydanlarda
Can alınıp can verilirdi hiç unutmadım



Sen uyurdun, uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi
Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki, unutmadım.



Ah sevgili! Hayat görünürdü kapından, bir çırpınış
yüreklerimizde
Sen evinden çıktığında güneşler doğardı içimizde
unutmadım.



Toprağa düşen tohum, onda gizlenen renk şekil koku
Senin için biçimlenirdi renklenirdi kokardı senin için
unutmadım.



Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri
İstemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah
unutmadım.



O dirildi, O dirildi diye birden çalkalanan sokaklar
Ölüm ki sonsuza açılan bir kapıydı hiç unutmadım



Ey aşk ey dirilik soluğu ey evrenin hareket kaynağı
Nasıl unuturum nasıl unuturum hiç unutmadım.



Haydi gel sevgilim
Uzanalım toprağın altına
Çiçekler mayalansın göğsümüzde
Bu akıp giden, bu kör gidip yol giden
Kalabalıkları bu insanları
Ezen çiçekleri, bir kere bile farkına varmayan
Dökülen bu yıldızları yağmur birikintilerine
Çiğneyerek geçen bu adamları ve kadınları
Uyarmak için, bir an durdurmak için
Bu bizi terkeden, bacaları öksüz ve boynu bükük
Bırakıp giden leylekleri, o güzelim hacı leylekleri
İçimizde sonsuzluk kavislerinden izlerini taşıdığımız
Ama şimdi kendimizi zorlasak da
anımsayamadığımız tasarlayamadığımız
o kırlangıçları
Ah tekrar dönülebilir mi? yaşayabilirmiyiz,
Uzansak yerin altına ve toprak olsak.



Haydi gel sevgilim
Bir daha deneyelim
Bir kere daha kesmek için yolunu kalabalıkların
Yüreğimizden, gönlümüzün derinliğinden
Vermek, hep vermek için
Çünkü dağıttıkça çoğalır bizim zenginliğimiz
Aşkın bir adı da berekettir
En iyi anlatandır o
Hıra’da bir mağarada
Gözden döküleni
Gönülden geçeni.



Ah hep o kelimeyi bulmak için bütün bu
Çabalarım
Seni çağıracak olan.



Nasıl da unuttuk
Oysa daha anar anmaz adını
Ansızın patlayan bahara
bir pencere açmışız gibi
Kış ortasında çıkıveren güneş gibi
Birden sıyrılıverip bulutlardan
Üryan görülen can gibi
Doldururdun içimizi
Ve eviçlerimizi.



Ah oruçlu bir ağustos vaktinde
Bir kayanın dibinden kaynayan
Soğuk ve berrak sulara
Uzanıp kana kana
Avuç avuç alıp
Yüzümüzde, içimizde
Duyduğumuz
Gibi
Aşk.



Ah bir yalnızlık vaktinde
Herkesle birlikte olduğumuz
Gene de yalnız olduğumuz
Bir parkta
Ta uzaklardan gelir gibi
Bir tamburdan bir ezginin
Bizi bizden ve herşeyden
Alıp götürdüğü gibi
Aşk.



Haydi gel sevgilim gene arayalım
Makam-ı İbrahimde rastlanan ayak izlerini
Dedesinin elinden tutup Kubays dağına götürdüğü
Yüzüsuyu hürmetine yağmur istediği
Yeryüzünün bereketlenip çiçeklerle bezendiği
Develerin coşarak çöllerde
Ayak sesleriyle şiirler bestelediği
O vakitleri.



Haydi gel bir daha bir daha
Arayalım
Herkesin ve herşeyin uykuya vardığı
Bir vakitte
Gürül gürül
Bardaktan boşanır gibi
Yeryüzünü ve gökyüzünü
Dünyanın bu yüzünü ve öbür yüzünü
Geceyi ve gündüzü
Dolduran
Yüreğimizi kuşatan
O kitaptan
Okunanı.



Yaşamak, avını gözleyen
Sessiz gergin
Soluk soluğa
Bir atmaca
Sağ elimin
Parmakları ucunda.



Ve ölüm
Bir güvercin
Beyaz
Süzülen masmavi gökten
Berrak sulara.



Bir yıldız kayıyor kayıyor kayıyor
Bir dal uzuyor uzuyor
Bir gül kanıyor bir seher vaktinde
Yanıyor bir ateş için için
İçimde içimin de içinde
Bir ezgi dönüyor dönüyor dönüyor
Bir ney eriyor dudaklarımda



Aşkın bir adı da yorulmamaktır.

Ankara, 1979

Şiirler, Erdem Bayazıt

*


(https://youtu.be/x1cZD5AZnGw?si=GJdvpaBnwspQ2nhG) 

Wikipedia

Arama sonuçları