Dünyada her şey bir şeyle tartılır; Sevgi ise fedakarlıkla tartılır.
Abdülaziz Bekkîne
Âşıkların Nişânı
Bir adam vardı. Garip, kimsesiz bir adam. Bağ-bahçe işleriyle uğraşır, sebze-meyva yetiştirirdi. Şehir pazarı oldu mu, mahsulünü devesine yükler, satmaya götürürdü. Nehrin üstünde ki köprüden geçer, pazara gelirdi. Akşama kadar satabildiğini satar, satamadığını devesine yükler, evine dönerdi. Bir gün adamın devesi yavruladı. Artık pazara giderken yavru deveyi de yanlarına alıyorlardı. Köprüden geçerken yavru deve nehre yuvarlanıp öldü. Annesi orada feryat edip inlemeye başladı. Ne zaman o köprüden geçseler deve orada durur, feryat ederdi.
Adam devesinin haline üzülür, bu kadar figan ediyor, ciğerleri hasretten yandı, delindi derdi. Bir gün deve ortadan kayboldu. Köylü yükünü omzuna alıyor, pazara böyle gidip geliyordu. Bir zaman sonra devesini bir başka adamın yanında görünce sevindi, bu deve benimdir, dedi. Ama adam oralı olmuyor, devenin sahibi benim, diyordu. Münakaşa ettiler, anlaşamadılar. Mahkemelik oldular. Kadı efendi devenin gerçek sahibini anlamaya çalışıyordu. Köylü dedi ki: Benim devemin bir yavrusu vardı, köprüden düşüp öldü. Yavrusunun ardından öyle feryat ederdi ki ben ciğeri delinmiştir derdim. Deveyi keselim. eğer ciğeri delikse bu adam bana bir deve alsın, değilse ben ona bir deve alırım. Kadı efendi diğer adama baktı. Adam olur deyip kabul etti. Deveyi kestiler, baktılar ciğeri deliktir. Devenin sahibinin kim olduğunu anladılar.
Âşıkların ciğerleri de deliktir, mâşuk onları nerede olursa olsun, bilir tanır.
Satır Arası Hikâyeler, Serdar Tuncer
Vaktiyle bir padişahın çok güzel bir kızı varmış. Garibanın biri onu görmüş ve âşık olmuş. Her nereye gitse sevdiğinden bahsediyor, aşkım anlatıyor, sabredemiyor, çırpmıyor, âh çekiyor, halkı kendine acmdırıyormuş. Şehirde haber çabuk yayılmış ve sultan bunu duyunca âşığı huzura getirtip bağırmış:
"Ya ülkemi terk eder gidersin ya da kelleni vurdurtacağım, kararım hemen ver."
Zavallı genç, düşünmüş, taşınmış ve gitmeye karar vermiş. Sultan bu cevabı duyunca hemen cellatları çağırtmış. Vezir demiş ki:
- "Hünkârım, neden suçsuz birinin kellesini vurdurtacaksınız?" "
Çünkü gerçek bir âşık değil o, sahtekâr. Eğer gerçekten âşık olsaydı başının kesilmesini seçerdi. Eğer başının kesilmesini seçseydi, tahtımdan kalkıp onu yerime oturtacak, kızımla düğününü yapacaktım."
Kalp, İskender Pala
Seni niçin seviyorum? Kimseye benzemeyen ruhi
kıymetin, eşsiz zekan, hesapsız incelikler taşıyan varlığın için mi? Yoksa esmer yüzün, siyah kaşların, bir girdap gibi alıcı gözlerin için mi? Yok yok.. bunların hiçbiri için değil. Seni yalnız sen olduğun için seviyorum. Çok takdir ettiğim Platon'un şu sözünü dinle:
"Sevmek demek, kendinin yarısını atamak demektir."
Sevmek ve tamamlanmak.. Bu ne doğru söz.
Ateş Ağacı, Samiha Ayverdi
İster manalar dünyasına ait olsun aşk, ister mecazlar dünyasına... Gerçek aşkın sevgilisinde, suret aranmaz asla.
Surete âşık olsaydın eğer, sevgili ölünce bırakır mıydın hiç onu?
Sureti henüz üzerindeyken bu terk ediş niye o hâlde?!.. Ey âşık! Hele arayıp sor bakalım; kim senin gerçek sevgilin?!..
Mevlana, İskender Pala