TR biz kavgadan korksaydık Avatar resmi "Biz kavgadan korksaydık âşık olmazdık..."

25 Mart 2026 Çarşamba

 Aşkın ateşi ısıtır suları, sular soğutamaz aşkı.


Soneler, William Shakespeare

 "Sevgi mi? Sevgi, bir erkeği ya da kadını geri kalan tüm erkeklere ve kadınlara yeğlemektir."


Kroyçer Sonat, Kroyçer Sonat, Lev Tolstoy

 Aşkın hiç gözü yoktur denir.


Veronalı İki Soylu Delikanlı, William Shakespeare

 İş olmadıkça tüm bilgiler boşunadır ve aşk olmadıkça tüm işler boştur...


Ermiş, Halil Cibran

Evrenin bir tek yaratıkta özetlenmesi, bir kişinin Tanrı'ya ulaşacak kadar büyümesi, işte aşk budur.


Sefiller, Victor Hugo  

"Aşk

Tutkunun yaşlı kıyameti."


Mektup Aşkları, Leyla Erbil

 "Ve bütün insanlar da kendilerini düşündüklerinden değil, insanın içinde sevgi bulunduğu için hayattalar."


İnsan Ne ile Yaşar, Lev Tolstoy

Gönül aşka karşı daima çocuktur.


Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai 

Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar,

Ölümleri olur zaferleri,

Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.

En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir,

Aynı tat isteği, iştahı köreltir.

Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin,

Hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır.


Romeo ve Juliet, William Shakespeare 

 Sen benim sevgilimsin, sevsen de, sevmesen de,

Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende.


Bütün Şiirleri, Sabahattin Ali

Aşkla tehlikeli bir oyuncak gibi oynamak istiyordum…


Kağnı - Ses - Esirler, Sabahattin Ali

Cihan alem herkes bilsin ki en güzel ibadet sevebilmektir...


Yunus Emre, Necip Fazıl Kısakürek

 "Battığı yer ölüm çıktığı yer aşk."


Ay Tiradı, A. Ali Ural

Hiç kimse aşk bahçesine iki üç adım atmadı ki o bahçıvandan ona yüzlerce selâm gelmesin.


Dîvân-ı Kebîr, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

 Gönülle aşk,

Ahmed’le Ebû Bekr gibi mağara dostu...


Dîvân-ı Kebîr, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî 

Dünyada insana sevgiden daha gerekli bir şeyin olmadığı kesin.


Genç Werther’in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe

23 Mart 2026 Pazartesi

 "Aşk derdi nasıldır? İster misin bunu apaçık öğrenmeyi? Sabah rüzgarından sorma; kılıçtan sor!"


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

 "Aşk sarhoşluğu beni harap etti; ama varlığımın esası, o haraplıktan mamur olmada."


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

"Aşk yolu, bir yoldur ki; ne ucu var, ne kıyısı. O yolda can vermeden başka hiçbir çare bulunmaz."


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

 "... yaşlıyım, ama aşk derdiyle çocuk!"


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

 “Aşk sahrasının yokuşu da tuzak, inişi de.”


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

 “Merak etme, aşk akıllı kişiye nasip olmaz.”


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

"Sevgili, senin aşkın hayret fidanıdır. Vuslatın da hayretin kemâli.""


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

Kapısı toprağına yüz koyanlar

Erer dergâhına dergâhı söyler


Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi


(Sevgilinin kapısının toprağına yüzünü koyan âşıklar, dergâhına ulaşır, dergâhını konuşurlar.)

Efendim, ben sevgiden yanayım.

Eğer bir aşırılık yapacaksak, sevgiden yana olsun bu.


Piyesler 1, Sezai Karakoç

"Sevmek, mübalağa sanatıdır. Abartın!"


Erbain, İsmet Özel

"Bir insanın sevgisini arttıran şey ona ulaşamamasıdır. Çünkü insan ulaşamadığı şeyi daha çok sever."


Uyûnü’l-Ahbâr, İbn Kuteybe 

 Nedir aşk?

İnsanın kendinden çıkma gereksinimi.


Apaçık Yüreğim, Charles Baudelaire

İçinde muhabbet olmayan herşey eksiktir.


Savaş Ş. Barkçin

Aşk, başkasıyla paylaşmak istemediğimiz anları sadece sevdiğimiz kişiyle paylaşmaktır...


Seven kadın sevilen erkeği her zaman aşar...


Malte Laurids Brigge'nin Notları, Rainer Maria Rilke 

18 Mart 2026 Çarşamba

 "Sevilenden uzak kalmaya sabretmek, belânın en ağır türlerindendir."

İbn Hazm el-Endülüsî

"Bir kimseden uzak durmak sevgisizlik belirtisi olmadığı gibi çok görüşmek de sevginin belirtisi değildir. Asıl sevgi kalplerin yakınlığıdır."

İmâm Ebû Yusuf 


Siyeru A'lâmi'n-Nübel'a, İmâm Zehebî 

Allah aşk sebebiyle kırılmış kalplere karşı çok merhametlidir.


Ahmet Turan Esin  

17 Mart 2026 Salı

 "aşkı nerden bilecek bir kerecik ölmeyen..."

I seni sensiz yaşamak 1

I serdar tuncer


*

Seni Sensiz Yaşamak 1


Mendiline aşk düşer kar bakışlı dağlarda
Gözlerinde buz yanar dilenciler şahının
Ceylanlar su başında susuzluktan ağlar da
Anlarsın türküsünü bir ömürlük ahımın
Mendiline aşk düşer kar bakışlı dağlarda

Elinden seni içmek avare bir yıldızın
Uyutmak uykuları kör geceler boyunca
İki büklüm dururken başucunda sonsuzun
Kapanmak secdelere geldiğini duyunca
Elinden seni içmek avare bir yıldızın

Rakseder dudağında bedensiz kelebekler
Aşk değil mi cevabı çıldırtan bilmecenin
Bir sen kaldı geride, o hala seni bekler
Özlemiyle güneş ağlar döneceğin gecenin
Raks eder dudağında bedensiz kelebekler

Zamansız vurgun yürür kuşların kanadına
Ay ışığı gülemez, kapanırsa kapılar
Dalgalanan ben olurum, denizlerin adına
Sende bir rüzgar eser, beni virane kılar
Zamansız vurgun yürür kuşların kanadına

Utanır kaldırımlar gözlerimin renginden
Yürüdüğüm boşlukta gölgem hatıra kalır
Bir an gelirki kalbim firar eder kalbinden
Güneş karanlığa kızar, gökyüzünden usanır
Utanır kaldırımlar gözlerimin renginden

Kardan adam öpmez ki çöllerin dudağını
Deliler sultanıyım, hüzne diyet ödeyen
Gökler niye yazmamış gözlerinin çağını
Aşkı nerden bilecek bir kerecik ölmeyen
Kardan adam öpmez ki çöllerin dudağını

Serdar Tuncer

*


(https://youtu.be/KmiTe3nr_Hs)
hâlbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti...

I münacaat
 I ismet özel


*

Münacaat 

Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.

Hata yapmak
fırsatını Adem’e veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi

Çeşme var, kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.

Gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da
gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
Vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
Yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar, yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.

Münacaat

Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.

Oysa bu sürgün yeri, bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah, bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
Bir yakış, bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.

Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni, anladım
gençken almadın canımı, bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?

İsmet Özel

*


(https://youtu.be/iZP6SBckVbg?si=kARMxHygETBSBrve)

16 Mart 2026 Pazartesi

Aşk, perdeleri yırtmaktır. Aşk, sırları çözmektir ve cemal-i yâri burada görmektir. Burada, cemal-i yâri göremeyen körler, yarın ahrette de kör olacaklar ve cemal-i yâri göremeyeceklerdir.

Dinle NİYAZİ’nin sözün,

Bir nesne örtmez Hak yüzün,

Hak’tan ayân bir nesne yok,

Gözsüzlere pünhân imiş..

Aşk, dağları deldirir. Aşk, maksuda erdirir. Aşk, vecdi buldurur. Vecd ise, aşk-u şevkin nefse galip gelmesi hali olduğundan, zâkire zikrin tadını tattırır. Bu öyle bir haldir ki, o ânda zâkirin uzuvlarından birisi kesilse veya kopsa, aşk-u şevk-i vecd ile zikreden Cemal-i lâ-yezali müşahede ettiğinden, o haz ve lezzet içinde acısını bile duymaz. Âşıkların ölümleri halinde de, cemale vuslât bulunduğundan, ruhun vücuttan ayrılmasının acısını, âşık mâ’şuku ile buluşmanın derin hazzı içinde duymaz.


Aşk Yolu Vuslat Tariki, Muzaffer Ozak 

*

gelin ey âşıklar gelin...

(https://youtu.be/D24mOVkylbc?si=LsKWXWXmEa85gGTj)

*

Gelin Ey Âşıklar Gelin


Gelin ey âşıklar gelin

Bu menzil uzağa benzer

Nazar kıldım şu dünyâya

Kurulmuş tuzağa benzer


Bir pîrin eteğin tuttum

Ana belî deyüp gittim

Nice yüz bin günâh ettim

Her biri bir dağa benzer


Pîrim diyemedim ere

Varamadım doğru yola

Günâhım çok yüzüm kâre

Eller yüzü ağa benzer


Günâhım çok başım kaygu

Terk etmedim fenâ huyu

Cümle âlem benden eyu

Benden kemter yoğa benzer


Çağla Dervîş Yûnus çağla

Sen özünü Hakk’a bağla

Ağlar isen başına ağla

Elden vefâ yoğa benzer


Yunus Emre


benim gönlüm tâ ezelden aşk'tan gelir aşka gider...

Aşktan Gelir Aşka Gider, Dervish Brothers



(https://youtu.be/t107ra-XOhM?si=QVxjkk42LelN-WUe)

*

Aşk'tan Gelir Aşka Gider

Benim gönlüm tâ ezelden,

Aşk'tan gelir, Aşk'a gider...

Bir Yol öğrendim Güzel'den, 

Aşk'tan gelir, Aşk'a gider... 


Ten içinde misâfir Cân,

Sûretim ayna, zâhir Cân,

Doğuştan bir muhâcir Cân,

Aşk'tan gelir, Aşk'a gider... 


Yol küser yolcu durunca,

Anca başlar, tam varınca,

Mâsivâ çöl, ben karınca,

Aşk'tan gelir, Aşk'a gider... 


Bir kanadı kırık kumru,

Yazan böyle yazmış Emr'i, 

Bir kelebek, üç gün ömrü,

Aşk'tan gelir, Aşk'a gider... 


Gönlümün boynunda halka,

Bâzı Hakk'a, bâzı halk'a,

Usul usul, düşe-kalka,

Aşk'tan gelir, Aşk'a gider...


Rûhumun dizleri yara,

Yıldızlara sora sora,

Gölgem Yâr'in ardı sıra,

Aşk'tan gelir, Aşk'a gider... 


Dost'a varan var mı? Hani?

Varmak için değil yani,

Adı üzerinde "Fânî"...

Aşk'tan gelir, Aşk'a gider... 


Ferhâd Fânî

 "İnsanlar iki çeşittir:

- Seni terk etmek isteyen, kapının deliğinde bile bir çıkış yolu bulur.

- Seni seven ise, kayada bile bir giriş yolu açar."

Sevmek kumaşı kaliteli insan işidir...

Uğur Işılak

 "Aşka karşı sabretmek, belaya karşı sabretmekten daha zordur; tıpkı sevilen birine sabretmenin, sevilmeyen birine sabretmekten daha zor olması gibi."


Ahbâru'n-Nîsâ, İbnü'l Cevzî

aşkın pazarında canlar satılır...

Yusuf'u Kaybettim, Bora Ebeoğlu


(https://youtu.be/O4rn-jBFrJ8?si=xFmVuC8hrwjZljza

*

YUSUF'U KAYBETTİM

Yusuf'uu kaybettim Kenan ilinde
Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz
Bu aklı fikr ile Leylâ bulunmaz
Bu ne yâredir ki çâre bulunmaz

Aşkın pazarında canlar satılır
Satarım canımı alan bulunmaz
Yunus öldü deyu selan verirler
Ölen beden imiş, âşıklar ölmez

Yunus Emre

Delilerle ve aşıklarla tartışmamalı.


Animal Triste, Monika Maron

13 Mart 2026 Cuma

 "biz kavgadan korksaydık âşık olmazdık..."

I dizi; sevda kuşun kanadında 

I ayhan özen

(https://youtu.be/oQ3xPsUFosk)

"aşk deyince ötesini arama..."

I mihriban

I abdurrahim karakoç

(https://youtu.be/jTFVjfMOQzU)

&

Mihriban


Sarı saçlarına deli gönlümü 

Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban 

Ayrılıktan zor belleme ölümü 

Görmeyince sezilmiyor Mihriban 


Yar, deyince kalem elden düşüyor 

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor 

Lambada titreyen alev üşüyor 

Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban 


Önce naz sonra söz ve sonra hile 

Sevilen seveni düşürür dile 

Seneler asırlar değişse bile 

Eski töre bozulmuyor Mihriban 


Tabiplerde ilaç yoktur yarama 

Aşk değince ötesini arama 

Her nesnenin bir bitimi var ama 

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban 


Boşa bağlanmış bülbül gülüne 

Kar koysan köz olur aşkın külüne 

Şaştım kara bahtım tahammülüne 

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban 


Tarife sığmıyor aşkın anlamı 

Ancak çeken bilir bu derdi gamı 

Bir kördüğüm baştan sona tamamı 

Çözemedim çözülmüyor Mihriban


Abdürrahim Karakoç / 1960 (Dosta Doğru)

"gerçek sevgi almak değil vermektir..."

I abraham joshua twerski


(https://youtu.be/JwqQqwenmc0)

12 Mart 2026 Perşembe

 "bir insanı sevmeye yokluğundan başlanır..."

I dizi; tutunamayanlar

I murad zaloğlu, osman nail doğan

(https://youtu.be/HYAKQevYEN4?si=kzfM8A-FMINNNVW2)

 "birer bıçak vermedi mi ellerinize züleyha?..."


Bu Yusuf'un Zindandan Seslenişidir


Eğilin önümde çağdaş güneşler!

Kenanlı yıldızlar varın secdeye!

Issız çöllerde, derin kör kuyularda

Ben görürüm camgöbeği düşleri

Ve ben yorarım sırma şafaklarda,

Bulanık, korkulu düşlerinizi...


Tebessümlerimi yollarım vakur kervanlarla

Küfür karanlığı gecelerinize,

Sonra düşüncelerinizi yeşertirim...

İnce belli üç attır Tih sahrasında;

Güzelliğim, sabrım ve yalnızlığım.

Çılgınca yarışırlar kader güzergahımda;

Nalları değer kader çizgilerinize...


Bilemiyorum, bensiz nasıl olursunuz?

Cibril nefesli rüzgarlarda perdelenir gözleriniz,

Körpe bir ceylan gibi kaçıp gider güzellik,

Ateş yağar avuçlarınıza bir yerden,

Nil söndüremez içinizdeki yangınları,

Ağulu bir yılan ölüsü gibi yatar durur öyle

Mu’cizelere gebe Kızıl Deniz...


Dinleyin hele dinleyin çağdaş kadınlar!

Gamzesiz, zülüfsüz, yorgun kadınlar!

Mor mor halkalarda tutsak kadınlar!

Birer bıçak vermedi mi ellerinize Züleyha?

Çizdirmedi mi güzelliği avuçlarınıza?


Züleyha dedim ya biraz durmalısınız;

Lacivert çöl gecelerinden bir parçadır o,

Gözbebeklerinde dinlenir bereketli Nil...

Nasıl anlatsam size Züleyhayı;

Gözleri bir vaha gibi yeşil...


Ve gidin!

Nereye giderseniz gidin!

Kuyular her yerde derin!

İster Kenan illerinde, ister Mısır’da,

Zindanlar karanlık, mahzenler serin...


Hapsederim gençliğimi damarlarıma,

Kaç kere yaşanmış bir cenge girerim;

Unuturum sizi çağdaş kadınlar!

Sarılırım sımsıkı soğuk demirlere,

Kıtlıktan, bereketten haber veririm...

Ben yorarım düşlerinizi böyle bilin!


“Ümmü’l Kitab” üstüne yemin ederim;

Bir gün beni çağıracaksınız.

Yediye ve katlarına yemin olsun ki;

Bana muhtacsınız!

Bana muhtacsınız!

Bana muhtacsınız!


Dilâver Cebeci

 "aşktan yana söz duyunca..."


I ben hep seni düşünürüm

I hasan sağındık

I şiir; abdurrahim karakoç


(https://youtu.be/hEJOeSiN_KU)

&

Ben Hep Seni Düşünürüm

Ben Hep Seni Düşünürüm
Aşktan yana söz duyunca,
Ben hep seni düşünürüm.
Uçsuz hayaller boyunca,

Ben hep seni düşünürüm.
Yıldızlar kayar yüceden;
Renkler sıyrılır geceden;
Yüreğim sızlar inceden;
Ben hep seni düşünürüm.

Aklın ucu değer hiçe;
Yol ararım içten içe.
Kâinat uyur sessizce,
Ben hep seni düşünürüm.

Korkunun bittiği yerde,
Haz duyarım perde perde.
Bir mezar görsem bir yerde,
Ben hep seni düşünürüm.

Zaman hep sonsuza akar
Meyve dökülür, dal kalkar.
Çiçeklere bakar bakar,
Ben hep seni düşünürüm.

Rüzgâr eser ilden ile
Sağlıkta bitmez bu çile.
Vardan öte, Yokta bile
Ben hep seni düşünürüm.

Abdürrahim Karakoç

"aşk, sahip olduğumuz her şeyden ferâgat etmektir..."

I simone de beauvoir


(https://youtu.be/zIU7OY1p8Vk)

9 Mart 2026 Pazartesi

Bir Hint kılıcı gibi olan ayrılık keskindir. Fakat aşk kılıcı daha da keskindir.


• Dîvân-ı Kebir, Mevlânâ

&

Bir kılı kırka yarar ayrılık.. ve aşk, bin parçaya doğrar, doğurmak için âşığı.

Hicrân da aşk ateşi gibi yakar.. ne var ki; ateş vardır oldurur, ateş vardır öldürür!


Yüce Dağ Başında Kar Boran Boran, Ayşe Özaltın

(https://youtu.be/MYQQ8vC_n6o?si=3hAAF5qM4mOCtlmL)

.
.
.

Aşk, hasretin miğferi midir; hicrân, aşkın mihengi mi?!

Su içindeki balık mı suyu daha çok arar yoksa bir damla suyu bir inci mi?!

Uzaklık mı daha yakındır; yakınlık mı çok daha uzak?!


Kayadan İndim Bugün, Zahter

(https://youtu.be/of7_WwCSCy4?si=IOpk14Se08e_aHWC)

.
.
.

Ezelde buluşan, orta yerde ayrılır gibi görünüp sonra ebediyyen kavuşanlar bir kelâm etse; ayrılığın ateşiyle küle dönüp kul olanlar dikkat kesilse.

Ve bir perdedir; aralansa...

Âşık susarsa, ârif konuşursa helâk olur, diyenler dinlese, âşıklar konuşsa, ârifler sussa; n'olur?!


Kevser Irmağı, Özlem Özdil

https://youtu.be/nP5YaA8Kook?si=H43cNmv0_ZgpB589

 Arafat’ta, yavru kuş gibi zayıf düşmüş bir genç İbn Abbas’ın yanına getirildi.

“Ne olmuş buna?” diye sordu.

“Aşk” dediler.


?

 "Sevginin hakikati; sevgiliye meyletmek, onun sevdiği ve hoşnut olduğu şeyleri kendi sevdiklerinin önüne almak, onun edebi ve ahlakı ile ahlaklanmaktır."


?

 İlk önce bilinmesi gereken asıl, marifet ve idraksiz, yâni bilip anlamadan sevginin tahakkuk edemiyeceğidir. Çünkü insan, ancak bildiğini sever. Bunun için cansız bitkilerin sevgi ile vasıflanması mümkün değildir. Sevgi, canlı ve anlayışlı olanların özelliğidir, Bu idrâk edilen eşyada idrâk edip anlayanın tabiatine uygun hoşuna gidip zevk aldığı ve tabiatine uymayıp hoşuna gitmiyen, canını sıkan ve bir de ne zevk, ne de elem veren olmak üzere üçe ayrılır. Anladığı, zevk ve rahatlık duyduğu her şey idrâk sahibi için sevimlidir. Anlayışında acı duyduğu her şey de onun için sevimsizdir. Lâkin ne zevk, ne de üzüntü duymadığı şeylere gelince; bunlar mahbub ve mekruh olarak vasıflanmazlar. Demek ki zevk alınan her şey, zevk alan için sevimlidir, demek, gönül ona meyleder demektir. Sevimsizdir demek, gönül ondan nefret eder demektir. Demek ki sevgi, gönlün zevk aldığı şey'e meyletmesi demektir. Bu meyil kuvvetleşirse, buna aşk derler. Buğz da, eziyet edici ve zorluk veren şeylerden tabiatın nefret etmesidir. Kuvvetleşdiğı vakit buna Makt derler, işte, bilinmesi gereken muhabbet ve sevginin aslı budur.


İhyâu 'Ulûmî'd Dîn, İmâm-ı Gazâlî

 Yahya b. Muaz: "Muhabbet ile bir hardal danesi kadar ibâdet, sevgisiz yetmiş senelik ibâdetten, benim için daha makbuldür" dedi.


İhyâu 'Ulûmî'd Dîn, İmâm-ı Gazâlî

 "Biz, aşkın hareketli ve hırçın kadınlarda daha çok olduğunu sanırdık. Fakat işin bunun aksine olduğunu gördük: Aşk, -eğer ahmaklıktan kaynaklanmıyor ise- sakin olan kadınlarda daha çoktur."


Müdâvâtü'n-Nüfûs, İbn Hazm el-Endülüsî

Aşkın hikayesi, aslında Adem’in hikayesidir; zira Allah kadını onun kaburgasından var etmiştir. Bu yüzden aşkın ilk nişanesi, erkeğin sanki sevdiği kadın bir kemiğini kırmışçasına sızı duymasıdır... Aşkta kadim olan her şey "akıl dışı" bir mahiyet taşır; yeni olan her şey ise "anlaşılmaz" bir sır gibidir. 


Vahyü'l-Kalem, Mustafa Sadık Er-Râfîi

8 Mart 2026 Pazar

 "Ne yapacağımı, bu halin beni nereye götüreceğini sorma, bende artık kuvvet yok, akıl yok, düşünce yok, yalnız aşk var. Mavzer kurşunu gibi çarptığını yere seren bir aşk..."


Değirmen, Sabahattin Ali

 - Benim alakam var!

- Kime?

- Bir halayık parçasına!..

...

- Çocukluk...

- Olsun. Gönül muhabbete karşı daima çocuktur.


Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai

 Neden böyle güzelsin hala? Yoksa  ele avuca sığmayan ölüm mü aşık oldu sana?


Romeo ve Juliet, William Shakespeare

 "Her insanın kendisi için kaygılanarak değil, sevgiyle yaşadığını öğrendim."


İnsan Ne ile Yaşar, Lev Tolstoy

 Akılla aşk nasıl geçinebilsin?.. Akıl, kemmiyetin uşağı; ve aşk, keyfiyetin meczubu..


Mümin - Kâfir, Necip Fazıl Kısakürek

7 Mart 2026 Cumartesi

İhtiyacım olan bir beden değil, İhtiyacım olan şey aşk, sevgi.


Dikkat! Aşk Çıkabilir, Asude   

Bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir?


Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe

 “Aşkta yalvarmak ve istemek olmamalıdır...”


Uykusuzluk, Henry Miller

 Onun açısından sözler gözüyle gördüğü güzelliği yok ediyordu.


Anna Karenina, Lev Tolstoy

Gözünüzün rengi nasıldır bilmiyorum,

Çünkü ne zaman baksam gözlerim kamaşıyor.


Bütün Şiirleri, Sabahattin Ali

 - Benim alakam var!

- Kime?

- Bir halayık parçasına!..

...

- Çocukluk...

- Olsun. Gönül muhabbete karşı daima çocuktur.


Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai

 Neden böyle güzelsin hala? Yoksa  ele avuca sığmayan ölüm mü aşık oldu sana?


Romeo ve Juliet, William Shakespeare

“Kendinle, istediğin şeylerle ilgilen, bırak insanlarla ilgilenmeyi. Nasıl canın yemek istediği zaman yediğin yemekten zarar değil yarar görürsen, yalnızca sevdiğin zaman insanlara zarar değil yarar sağlamış olursun...."

Diriliş, Lev Tolstoy

İnsan asıl birisini sevdiğini anlayınca içinin de kâinatı alacak kadar genişlediğini görüyor.


Kağnı - Ses - Esirler, Sabahattin Ali  

Ama size derim ki, her kim ki bir kadına istek duyarak bakar, o zaten onunla kalbinde çoktan zina etmiştir.


Şeytan, Lev Tolstoy

Ama büyük sevgiler özveri isterdi.


Tanrılar ve Köpekler, Jack London

Benim yaşımda aşk, kimin kollarında öleceğine karar vermektir. Aslında her yaşta öyledir.


Ruhi Mücerret, Murat Menteş

 Ah sultanım ben aşktan ne aldım

Gönül taş bahçe


Gülce, Ömer Lütfi Mete 

Sevgili Dost, Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşı yoruz. Belki de bütün zamanlar böyleydi.


Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural

“Aşk öldürmez.. Eğitimsiz, bencil, ruhsal olarak gelişmemiş insan öldürür. Sorun aşkta değil, sorun nasıl seveceğini bilmeyen insanda.”


Aşkımız Eski Bir Roman, Ahmet Ümit

 

Oysa aşk, aklın ötesinde, üstündeydi.


Martin Eden, Jack London 

Ne güzel şey hatırlamak seni, yazmak sana dair.


Henüz Vakit Varken Gülüm, Nazım Hikmet

Birisine onu sevdiğinizi söylediniz mi, artık ondan saygı beklemeyin.

Araya sevgi girince efendilik ortadan kalkar!"


Bostan ve Gülistan, Sâdî-i Şirâzî

Bilmek, akılla gerçekleşebilecek bir şey, ama olmak ve bulmak, aşkla ve nasiple gerçekleşiyor.


Âleme Bir Yâr İçin Âh Etmeye Geldik, Kemal Sayar 

 Asıl güzellik gayp âlemindedir, güzelliği ve aşkı orada ara.


Mantıku’t-Tayr, Ferîdüddin Attâr

Aşk, özüne uzak düşen sesler ona karıştı mı,

Aşk değildir artık.


Kral Lear, William Shakespeare

 Kalbinde sevgi taşıyan, kalbinde Tanrı'yı da taşır çünkü sevgiyi yaratan Tanrı'dır.


İnsan Neyle Yaşar?, Lev Tolstoy

  "Kadının kaderi hakkında erkeğin zihniyeti ne olacaksa kadın terbiyesi de ona bağlı olacaktır."


Kadının Ruhu, Lev Tolstoy

 Seven Tanrı’ya; Tanrı, sevene yaklaşır. Sevgiyi var eden sadece O’dur çünkü.”


İnsan Neyle Yaşar?, Lev Tolstoy

 

 insanların bütün sabahlarını merak ederim

gök hırpalanmaktadır merakımdan

ıtır kokan benim yumruklarımdır

benim kavgamdır o, aşk diye tanınan.


Çatlıycak Kadar Aşki, İsmet Özel

 Aşıklar Kitabı'nda, anlatıldığına göre bir zamanlar bir âşık vardı. Kadını senelerce ama senelerce sevdi durdu. Zaman zaman yanına gider gelirdi de. Ama hiçbir gün aralarında hiçbir şey geçmedi. O adam daha sonra dedi ki:

— Karanlık bir gecede ayasının beyazlığını gördüm, elimi elinin üstüne bastırdım. Bana,

— Sakın ha, dedi. Düzgün olanı bozma!..

... aşkın berraklığı üzerindeki haya perdesindedir..


Kitâb-ı Aşk, İskender Pala

 En büyük, en görkemli sihir, birini sevebilmektir.


Beni Onlara Verme, Tarık Tufan

Aşkın has olanı bir karşılığı olup olmadığıyla ilgilenmez. Has aşk, tutulduğu varlıkta bir değeri var mı yok mu umursamaz.


Yeşil Peri Gecesi, Ayfer Tunç

 Yalnız seni sevenleri sevmek muhabbet değil, mübâdeledir (değiş tokuştur).


Tiryaki Sözleri, Cenap Şahabettin

 Sizi ahlâken yükseltmeyen aşk, emin olunuz ki bir tarafından kirlidir.


Tiryaki Sözleri, Cenap Şahabettin

 Merkezinde kuvvetli bir aşk bulunmadıkça hayatınız ne tam bir saadet olur, ne hakiki bir facia.


Tiryaki Sözleri, Cenap Şahabettin

 Halbuki sevgi, ayrık otları gibi rastgele büyümemeli kalbimizde . İtinayla seçilmeli toprak; ağacı görmek istediğimiz yere ekilmeli tohum. Çünkü toprak tohumun kıymetini bilirse izin verir dışarıya çıkmasına.


Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural

 - Ben sizi seviyorum, Emest.

- Ben de, diyor mezarlık bekçisi. Ölesiye.


İntihar Dükkânı, Jean Teule

 Sen aşkın ne olduğunu bilir misin adaşım, sen hiç sevdin mi?


Değirmen, Sabahattin Ali

"Beni öldüren sevgili şimdi yanıma geliyor.

Galiba onun da kurbanına gönlü yandı!"


Bostan ve Gülistan, Sâdî-i Şîrâzî

 “Bir sevgili âşığına şöyle söylemiş:

Sen kendi itibarını düşünürsen, benim senin yanında ne kıymetim kalır?”


Bostan ve Gülistan, Sâdî-i Şîrâzî

 “Gönlünü bir güzele kaptıran, sakalını başkasının eline vermiş demektir.”


Bostan ve Gülistan, Sâdî-i Şîrâzî

“Eğer ayrılık günü kederden ölmezsem, beni gönülden seven biri sanmayınız!”


Bostan ve Gülistan, Sâdî-i Şîrâzî

5 Mart 2026 Perşembe

 “Âşıklar su içmezler demem, içerler.

Fakat Nil kenarında olsalar bile, içtikçe susuzlukları artar.”


Bostan ve Gülistan, Sâdî-i Şîrâzî

 Tanrı’nın çılgın aşığı, yılda otuz bin dolar için değil; tek bir buse için her şeyi yapabilirdi. 


Martin Eden, Jack London

Nerdesin,

hayatımın bağrındaydın oysa…


Güllerin Aydınlığından, Adonis

 “Aşkla sabır bir arada olmaz.”


Bostan ve Gülistan, Sâdî-i Şîrâzî

"- beni kimi sevdiğin hiç ilgilendirmez.. beni sevmek ilgilendirir.. kim olduğu saklanabilir.. ama sevgi saklanamaz..."


Kırılmadık Bir Şey Kalmadı, Özdemir Asaf

Sevgi eksikliği dünyaya küskün, kendini değersiz bulan, kendini ve insanları sevmeyen kişiler ortaya çıkarır. 


İnsan İnsana, Doğan Cüceloğlu

 "Sevdiğinden uzakta olunca insan

Geçmek bilmiyor saatler, dakikalar..."


Othello, William Shakespeare

“Aşk savaşında gücün yettiği kadar dayan, kaçma.

Sâdî diridir, çünkü onu aşk öldürdü.”


Bostan ve Gülistan, Sâdî-i Şîrâzî

"Aşk güzelin sevgisi değildir. Tam tersine aşk güzelliği var etmektir."


Farabi - Var mısın ki Yok Olmaktan Korkuyorsun?, Mesud Topal

“Aşk beni yakar, kül eder, toprak eder diye korkma.

Aşk seni helâk ederse, ebedî olursun.”


Bostan ve Gülistan, Sâdî-i Şîrâzî

 Aşk her zaman davetsiz bir konuktur. Rastlantı ete kemiğe bürünür, tutku bükemediği eli öper.


Yüzüncü Ad, Amin Maalouf

"Konuşmak değil, sevmek istiyorum."


Martin Eden, Jack London

Sevginin olmadığı bir yerde mantık da olmaz.


Yeraltından Notlar, Fyodor Dostoyevski

Sesin ki dansıdır kelebeklerin


Şiirler, Akif İnan

"Birini seversen eğer, olmasını istediğin gibi değil, olduğu gibi, her şeyiyle seversin."


Anna Karenina, Lev Tolstoy

“Bir kadının yüzüne bakıp sarhoş olacağımı hiç sanmazdım.”


Martin Eden, Jack London

Galiba aşk, utanç duyusunun ortadan kalkması demek.


Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli

 Âşık olunca maksat incisini buldum dedim. Bu denizin ne kanlar saçan dalgaları varmış, bilmedim!


Hâfız Dîvânı, Hâfız-ı Şirâzî

4 Mart 2026 Çarşamba

 Sevmek çok hoş bir duygu. 


Martin Eden, Jack London   

Sevmek insanca bir şey, ancak insanca sevmeyi bilmek lazım. 


Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe

Kendine rağmen aşk denilen o şeye sâdıktı.


Martin Eden, Jack London

   Aşktan payımı ise geçmişte aldım.


Martin Eden, Jack London

Ey karşılıksız içtenlik, her aşkın üzerinde oturduğu kaide sensin, bilirim.


İnsanın Acısını İnsan Alır, Şükrü Erbaş

‘Sen aşk, ne zapturapta gelmez,

Ne delişmen şeysin sen.’


On İkinci Gece, William Shakespeare

Sadece sevdim seni. O kadar çok sevdim ki, bırak senin gibi capcanlı bir kadının kalbini taşı bile eritmeye yeterdi aşkım.


Martin Eden, Jack London

“Aşkının hayal gücüyle onu fazlasıyla kutsallaştırmış, bedensel bir yakınlık kuramayacak ölçüde mukaddes ve ruhani kılmıştı.Onu uzaklaştıran ve kendine imkansız görünmesini sağlayan, aslında Martin’in kendi aşkıydı. Arzu duyduğu tek şeyden, kendini aşkıyla mahrum etmişti.”


Martin Eden, Jack London

Allah seni üstün kılsın! Bil ki, sevgi (hubb) ilâhî bir makamdır.


İlâhî Aşk, Muhyiddin İbn Arabî

''Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum.''


Eylül, Mehmet Rauf

Aşk gizemli bir şarkıdır

Dinleyemediğim


Yağmur, Nurullah Genç

Seni sevmenin büyüklüğü başımı döndürüyor.


Leylim Leylim, Ahmed Arif

Aşk, gözyaşlarıyla yıkandığında, saftır, güzeldir ve sonsuzdur!


Kırık Kanatlar, Halil Cibran

Yalnız aşk yoluyla Allah’a ulaşılır.


Var Olmak, Nurettin Topçu

 Zaten aşk hesapsız kitapsızdır, ne vakit uğrayacağını kendisi karar verir.


Hayallerine Sarıl, Gülüzar Yıldırım

Bence insanlar aşkın gücünü tam olarak anlamış değil, anlasalardı eğer onun için görkemli tapınaklar ve sunaklar inşa eder, en gösterişli adaklarını ona sunarlardı.


Şölen, Platon (Eflatun)

 Așk büyük bir tanrıdır, güzel şeylerin așkıdır.


Şölen, Platon (Eflatun)

3 Mart 2026 Salı

 Seviyorum seni ben. İnsan sevdiğini olduğu gibi sever, olmasını istediği gibi değil.


Anna Karenina, Lev Tolstoy

Aşk hiçbir zaman yoksulluğa düşmez ya da varlık içinde yüzmez.


Şölen, Platon (Eflatun)

 Sevda savaşında her âşık kendi ipini kendi çeker.


Sevincini Bulmak, Mustafa Kutlu

 Eğer aşkı öğrenmek istersen önce elemi yaşamalısın....


Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk, İskender Pala

 Güç ve iktidar savaşının olduğu bir yerde aşk yaşanamaz çünkü aşk kendisi de dahil hiçbir iktidarı kabul etmez.


Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu

“Akıl vadisinin ötesindeki dağların zirveleriydi aşkın memleketi.”


Martin Eden, Jack London

Aşk, herkesi iyi bir insan haline getirir.


Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde

 “Aşk! Aşk her şeydir; en kıymetli elmastan üstündür, bir kızın tek servetidir aşk!”


Yeraltından Notlar, Fyodor Dostoyevski

Sus artık; bu kadar kederlenme, gam yeme! Âşık olan nefis, artık nefs-i emmare olmaz; insanı kötülüğe götürmez,meyl ettirmez! 


Dîvân-ı Kebîr, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Âşık hasta olur ama, ölmez; ay zayıflar, hilal olur ama, yıldız olmaz!


Dîvân-ı Kebîr, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

 Bir yerde aşk fazlalaştı, derdi arttırdı mı orada ne Ebû Hanîfe bir ders verebilir, ne Şafîî.


Mesnevi-i Şerif, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

 "Varlık aşka yapışıktır ve aşktan nasibi olmayan hiçbir varlık yoktur..."


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Ben âşık olmayan kişinin insanlığını inkâr ederim... 


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Aşk, ne de güzel bir günahtır ki, ona tövbe etmek kâfirliktir. O öyle bir günahtır ki, ne arkasında kaçıp kurtulacak bir yol vardır, ne de önünde oturup dinlenecek bir durak vardır....


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

"Kimin aşka meyli yoksa o kanatsız bir kuş gibidir, vah ona...."


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Her kim aşkı tarif ederse, aşkı tanıyamamış demektir...


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Aşk, hayat suyudur, bu suya dal. Bu denizin her damlasında başka bir hayat, başka bir ömür var....


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Bilir misin, aşkla aşina olmak, tanışmak nedir? Gönül isteklerinden tamamıyla sıyrılmak, ayrılmaktır!


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

 Hakiki aşk, gönüldeki şeytani hayalleri ve vesveseleri temizler...


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
... İbn-i Arabi, Fütuhat-ı Mekkiyye'de diyor ki: Her kim aşkı tarif ederse, aşkı tanıyamamış demektir.


Aşktan Doğduk Biz, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

 "Aşk ateşi içinize düştü mü koşun onun peşinden, yolları sarp ve gidilmesi zor olsa da bırakmayın peşini, koşun."


Ermiş, Halil Cibran

Sevmek ölümü yenmektir.


Çiçek Senfonisi, Özdemir Asaf

Ala Gözlüm

Ala gözlüm, senden ayrı geceler.
Bir il kimi uzun olur neyleyim?
Bağçamızda qızıl güller her seher,
Tezden açır vaxtsız solur neyleyim?
 
Nergizlerin gözü yaşla dolanda,
Benövşeler baxıb qemgin olanda,
Qerenfilin gözü yolda qalanda,
Yasemenler saçın yolur neyleyim?


Çiçeklerin çekir gözü intizar
Ayrılıqdan beter dünyada ne var?
Yaz axşamı seni bil ki, bu nigar,
Hezin-hezin yada salır neyleyim?
 
Tez gelesen, belke elac veresen,
Sünbüllerin saçın yığıb höresen,
Çiçekleri gelib özün deresen,
Yolda qalib baxışları neyleyim?
 
Çiçeklerin çekir gözü intizar
Ayrılıqdan beter dünyada ne var?
Yaz axşamı seni bil ki, bu nigar,
Hezin-hezin yada salır neyleyim?

*

Ela Gözlüm (Türkiye Türkçesi)

Ela gözlüm, senden ayrı geceler
Bir yıl gibi uzun olur neyleyim?
Bahçemizde kızıl güller her seher
Erken açar vakitsiz solar neyleyim?

Nergislerin gözü yaşla dolduğunda
Menekşeler bakıp da gamlandığında
Karanfilin gözü yolda kaldığında
Yaseminler saçın yolar neyleyim?

Çiçeklerin çekiyor gözü intizar
Ayrılıktan beter dünyada ne var?
Yaz akşamı seni bil ki, bu nigar*
Hazin-hazin yad eder neyleyim?
 
Tez gelesin, belki ilaç veresin
Sümbüllerin saçın yığıp öresin
Çiçekleri gelip kendin deresin
Yolda kalmış bakışları neyleyim?
 
Çiçeklerin çekiyor gözü intizar
Ayrılıktan beter dünyada ne var?
Yaz akşamı seni bil ki, bu nigar
Hazin-hazin yad eder neyleyim?

Nigâr Refibeyli

(Şair Resul Rıza'nın eşi olan şair Nigâr Hanım'ın bu şiiri eşi hastanede yatarken derin bir özlemle yazdığı söyleniyor. Nitekim Nigâr hanım büyük bir aşkla bağlı olduğu eşinin ölümünden tam 100 gün sonra yaşama veda etmiştir.)

*

Alagözlüm (Neyləyim), Akif İslamzadə / 1982


 Var olmak için yok olmak lazım, parça bütüne kavuşacak ki hasret dinsin.


Jurnal - Cilt 1, Cemil Meriç



Ömrün beş mevsimi var.
Aşk, hasret, yalnızlık, vuslat ve hüzün,
Sahi, sen hangi mevsimdesin...

Hüsn-ü Aşk, Şeyh Gâlib


 


*

Şalvar Davası, 1983


Yönetmen Kartal Tibet

Yapımcı Engin Karabağ

Senarist Başar Sabuncu

Oyuncular Müjde Ar, Şener Şen, Halil Ergün, Pembe Mutlu, İhsan Yüce, Sevil Üstekin

Müzik Atilla Özdemiroğlu

Görüntü yönetmeni Çetin Tunca

Yapım yılı 1983

Çıkış tarih(ler)i Kasım 1983

Süre 90 dakika

“Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk, derinliğinin farkına ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.”


Bilgelik Kitabı, Halil Cibran

2 Mart 2026 Pazartesi

 Aşk senin, benim için bıçak olmandır, kendimi içten içe kanırttığım.


Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka

 Gönül kimi severse güzel odur.


Karamazov Kardeşler, Fyodor Dostoyevski

 Seven kişi kırgınlığını kolay unutur.


Beyaz Geceler, Fyodor Dostoyevski

 Aşk, insana kalbinin yerini öğretiyor.


Su, Buket Uzuner

 Mecnûn ve Devesi

Mecnûn, Leylâ’sının köyüne gitmek için dişi bir deveye bindi. Bir süre yol aldılar. Mecnûn’un bütün derdi, sevgilisinin köyüne bir an önce ulaşmaktı. Dişi deve ise geride bıraktığı yavrularını düşünüyordu. Onun da tek derdi, bir an önce geriye dönüp yavrusuna kavuşmaktı.

Mecnûn bir an dalıp gittiğinde deve geriye döner, köye yavrularına kavuşmak için koşmaktaydı. Mecnûn kendine geldiğinde, devenin yönünü tekrar Leylâ’nın köyüne doğru çevirirdi.

Bu yolculuk iki-üç gün böyle, iki ileri bir geri devam etti. Mecnûn yıllardır yollardaymış gibi şaşırıp kalmıştı. Baktı ki bu yol böyle bitmeyecek, devesinden indi ve, ”Ey deve! İkimiz de âşığız, ama sevdiklerimiz farklı yerlerde. Biz birbirimizle yol arkadaşlığı yapamayız. Beraberliğimiz ikimizi de hedefe ulaştırmayacak. En doğrusu biz yollarımızı ayıralım” dedi ve deveyi serbest bıraktı.

Bu hikâyede Mecnûn insan ruhunu temsil eder. Ruh rabbine âşık olduğundan ona doğru gitmek ister. Fakat nefis devesi ona devamlı engel olur. Deve maddî arzuların peşinden koşan nefsin sembolüdür.


*Mesnevi, Mevlânâ

 O Sevgili’yi ben benden isterim ve O her zaman (ezelde ve ebedde) benim yanımdadır, O nasıl benden gizlendi, hayret ediyorum” 

Hakîkî Mâşûk’un esmâ, sıfât, ahkâm, efâl ve zâtıyla berâber kendisiyle olduğu halde nasıl O’nu idrâk edemediğine hayret eden İbnü’l-Fârız’ın bu ifâdelerini Nâblusî, َِو َ ْنَُحْْنُ َأ َ ْق َْرَُبُ ِإ ِ ْل َ ْيُْهِ ِمِْنْ ِحَ ْبْلِ اْل َْو َ ر ِ يْد “Biz ona şahdamarından daha yakınız” (Kaf: 50/16) âyeti ile açıklar. Bu hayret, yakınlığın nasıl olur da kendisinden gizlendiğine karşı duyduğu hayrettir. Ankaravî bu şaşkınlığın sebep olduğu gaflet durumunda bulunanların şu kimseye benzetildiğini ifâde eder: “O kimse şaşkın ve şeydâ bir durumda bir yere giderken, kendi elbisesine benzer bir kıyâfet giymiş ve beline kabak asmış birini görünce şöyle der: Ne acâip şey, bu benim, o halde ben kim olabilirim?”


 Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye’sinde Seyr u Sülûk (Nâblusî Şerhi Bağlamında), Zeliha Öner

 “Hakîkî Mâşûk’un muhabbeti sebebiyle ölümüm, zevkli bir hayattır; Sevgide ölmezsem kederle yaşarım”


Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye’sinde Seyr u Sülûk (Nâblusî Şerhi Bağlamında), Zeliha Öner

 “Ey Genç (fetâ), sevgiyi hicâb gören kimsenin hükmüyle ben o sevgiden ayrıldım, hevânın (muhabbetin) fenâ bulduğu bir mertebedeyim.” 

Muhabbet, muhib ve mahbûb arasında “gayriyet” iktizâ eder. Gerçekde, işâret edilen “itthâd”da bu yoktur. Allah yolunda sâlik mürîdin mertebesi, ikisi arasında hicâbın bulunması içindir. Buraya kadar İbnü’l-Fârız’ın aşk ve muhabbet ile sülûkün yüksek bir mertebe olarak sunmasından sonra, hakîkatte sevgi ve aşk ile sülûkün ikilik olduğunu, bunun üstünde bir hâlin bulunduğuna işâret edildiği görülmektedir. Aşk ve muhabbet, sûfînin seyrinde geçilmesi gereken bir mertebedir. İbnü’l-Fârız yaşadığı yüksek tecrübenin aşkın ötesinde olduğunu, kendisinin bu aşk mertebesini geçtğini şu beyiti ile ifâde eder:

“Aşk sınırını geçtim, ittihad mîrâcından geçerken sevgi kerih görülen (buğzedilen) gibidir.”

Nâblusî, İbnü’l-Fârız’ın bu beyitte “muhabbet ve aşk benim yanımda buğz menzilindedir” demekle ikilik (isneyniyyet) ve vücûdda sevilen (mahbûb) ile müşâreket (ortaklık) dâvâsının gizli şirk olduğunu, gerçek mahbûbun böyle bir çekişmeye râzı olmadığını belirtir. Hak Teâlâ’nın ُيُُحِ ْبَُهُُمْ َو َ يُُحِ ْبَُوْنَُه  “Onları sever, onlar da O’nu severler” (el-Mâide: 54)  âyetinde, tefrika zamirlerle; cem‘ vasıfladır. Muhabbet vasıftır. Dil bilimciler, Allah Teâla için mef’ûlün-bih (nesne ) olmayacağını, ancak fiil ve fâil ile cümle kurulabileceğini belirtirler. Nâblusî, İbn Hişâm’ın Kitâbu muğnî isimli eserinden misaller gösterir. Meseleyi dil bilimsel metodla îzâh eden Nâblusî, bu beyitle işâret edilenin, kâmiller için muhabbetin, makbûl kabûl edilmediğidir. Muhabbet, seven ve sevilen arasında bir nisbettir. Bu ise, mugāyereti gerektirir. Mugāyeret ise bir yönde gizli şirk olduğundan, hakîkî muvahhid için buğz edilmeyi gerektirir. Her ne kadar muhabbet yüksek bir mertebe ise de ahadiyet mertebesinin aşağısındadır. Vâhidiyet mertebesinde olan, seven ve sevileni aynı görür. Beyitte geçen “ittihad” mertebesi de bir yönden “muhabbet” gibi cem‘ül’l-cem‘ mertebesinde olanlara nisbetle hicâbdır.


Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye’sinde Seyr u Sülûk (Nâblusî Şerhi Bağlamında), Zeliha Öner

 “Aşk yüceliklerinin mülkü benim mülkümdür, askerlerim mânâlardır ve tüm âşıklar benim tebaamdır.”


Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye’sinde Seyr u Sülûk (Nâblusî Şerhi Bağlamında), Zeliha Öner

"aşkın bir adı da yorulmamaktır..."

I a. erdem bayazıt
I aşk risâlesi

*


(https://youtu.be/xLNQxtnQ8TY?si=SG2qec_h5TKL-3AA)

*

AŞK RİSALESİ 

 
Dirilmek yeniden
Yerin uyanması gibi, kımıldaması gibi toprağın
Bulutları yarması gibi gün ışığının
Yağmurun ansızın boşanması
Binlerce kuşun bir anda parlaması havalanması
Erimesi gibi karların ve buzulların
Patlaması gibi dal uçlarında tomurcukların.



Dirilmek yeniden
Yüzyıl süren bir berzahtan geçmişiz gibi
Kandan kinden öfkeden
Üstümüze bir sağnak boşanmış gibi
Sürekli lekelendiğimiz, çözülmeye terkedildiğimiz
Bir bataktan çıkar gibi.



Yürürken, otururken, yatarken
Hep çürümek durumunda kalmış
Duyduklarımızdan dolayı kulaklarımız
Gördüklerimizden ötürü gözlerimiz
Dokunduklarımız için ellerimiz.



Belli bir bozgun yaşamışız
Her şeye ölüm dadanmış sanki
Kadınlar ki anne olmamak için direniyorlar
Erkekler ki savaşmayı tümden unutmuşlar
Çocuklar zaten hiç çocuk olmuyorlar
Çocukluk kalkmış dünyadan gibi
Her çocuk antik çağ filozoflarından bir kalıntı sanki.



Aşkın son saltanatını yaşamak için mi ey kalbim
Ruhun serüvenine bir kale olmak için mi?
Bu başkaldırma kanatlanma.



Durmadan geçiyordu o zamanlar
Üstümüzden tanklar, toplar, binler tonluk arabalar
Boğuk bir ses, madeni bir böğürme
Bir metropol devinin içimiz titreten iniltisi
Ta uzaklarda şehirlerin üstünde kımıldayan
Bir korkunun yüreğimizde biriken tedirginliği
Bir sam yeli gibi bedenimizi yüzümüzü saçlarımızı
Yalayarak
Çekiyordu bizi ve herkesi.



Ama sen uzaklardaydın ey kalbim
Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı
Ayın ve yıldızların çağlayarak
Berrak şelaleler yaparak
Coşku içinde aktığı
Bir yerlerdeydi.



Hani bir gün bir çobana rastlamıştık
Kavalıyla bir sümbülü emziriyordu
Adı ferhat mıydı neydi
Koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin
Sadakatten mest oldukları
Her birinin gözlerinde
Kaybolur gibi, kayar gibi
Dalıp gittiğimiz o saadet evreni
Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç
Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan.



Yaslan göğsüme sevdiğim
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim
yeryüzü gibidir toprak gibidir
Sen ki bulut gibisin
Ay gibisin, güneş gibisin bazen.



Usul usul inen
Yağmur tıpırtılarını
Dinler gibi
Dalıp gitmiştik
Sen konuşuyordun
İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun
Onlar ki konuklarımızdı
Adları Keremdi, Yusuftu, Kaystı
Hepsi de ezelden tanıdıktı dosttu.


( Ara Çağrı )

Sen bir taze haber gibi gelmiştin, unutmadım
Her gelişin bir taze haberdi, unutmadım



Aşktı alıp verilen altın bir vakitti yaşadığımız
Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki
unutmadım.



Can oynanırdı evlerde yollarda meydanlarda
Can alınıp can verilirdi hiç unutmadım



Sen uyurdun, uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi
Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki, unutmadım.



Ah sevgili! Hayat görünürdü kapından, bir çırpınış
yüreklerimizde
Sen evinden çıktığında güneşler doğardı içimizde
unutmadım.



Toprağa düşen tohum, onda gizlenen renk şekil koku
Senin için biçimlenirdi renklenirdi kokardı senin için
unutmadım.



Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri
İstemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah
unutmadım.



O dirildi, O dirildi diye birden çalkalanan sokaklar
Ölüm ki sonsuza açılan bir kapıydı hiç unutmadım



Ey aşk ey dirilik soluğu ey evrenin hareket kaynağı
Nasıl unuturum nasıl unuturum hiç unutmadım.



Haydi gel sevgilim
Uzanalım toprağın altına
Çiçekler mayalansın göğsümüzde
Bu akıp giden, bu kör gidip yol giden
Kalabalıkları bu insanları
Ezen çiçekleri, bir kere bile farkına varmayan
Dökülen bu yıldızları yağmur birikintilerine
Çiğneyerek geçen bu adamları ve kadınları
Uyarmak için, bir an durdurmak için
Bu bizi terkeden, bacaları öksüz ve boynu bükük
Bırakıp giden leylekleri, o güzelim hacı leylekleri
İçimizde sonsuzluk kavislerinden izlerini taşıdığımız
Ama şimdi kendimizi zorlasak da
anımsayamadığımız tasarlayamadığımız
o kırlangıçları
Ah tekrar dönülebilir mi? yaşayabilirmiyiz,
Uzansak yerin altına ve toprak olsak.



Haydi gel sevgilim
Bir daha deneyelim
Bir kere daha kesmek için yolunu kalabalıkların
Yüreğimizden, gönlümüzün derinliğinden
Vermek, hep vermek için
Çünkü dağıttıkça çoğalır bizim zenginliğimiz
Aşkın bir adı da berekettir
En iyi anlatandır o
Hıra’da bir mağarada
Gözden döküleni
Gönülden geçeni.



Ah hep o kelimeyi bulmak için bütün bu
Çabalarım
Seni çağıracak olan.



Nasıl da unuttuk
Oysa daha anar anmaz adını
Ansızın patlayan bahara
bir pencere açmışız gibi
Kış ortasında çıkıveren güneş gibi
Birden sıyrılıverip bulutlardan
Üryan görülen can gibi
Doldururdun içimizi
Ve eviçlerimizi.



Ah oruçlu bir ağustos vaktinde
Bir kayanın dibinden kaynayan
Soğuk ve berrak sulara
Uzanıp kana kana
Avuç avuç alıp
Yüzümüzde, içimizde
Duyduğumuz
Gibi
Aşk.



Ah bir yalnızlık vaktinde
Herkesle birlikte olduğumuz
Gene de yalnız olduğumuz
Bir parkta
Ta uzaklardan gelir gibi
Bir tamburdan bir ezginin
Bizi bizden ve herşeyden
Alıp götürdüğü gibi
Aşk.



Haydi gel sevgilim gene arayalım
Makam-ı İbrahimde rastlanan ayak izlerini
Dedesinin elinden tutup Kubays dağına götürdüğü
Yüzüsuyu hürmetine yağmur istediği
Yeryüzünün bereketlenip çiçeklerle bezendiği
Develerin coşarak çöllerde
Ayak sesleriyle şiirler bestelediği
O vakitleri.



Haydi gel bir daha bir daha
Arayalım
Herkesin ve herşeyin uykuya vardığı
Bir vakitte
Gürül gürül
Bardaktan boşanır gibi
Yeryüzünü ve gökyüzünü
Dünyanın bu yüzünü ve öbür yüzünü
Geceyi ve gündüzü
Dolduran
Yüreğimizi kuşatan
O kitaptan
Okunanı.



Yaşamak, avını gözleyen
Sessiz gergin
Soluk soluğa
Bir atmaca
Sağ elimin
Parmakları ucunda.



Ve ölüm
Bir güvercin
Beyaz
Süzülen masmavi gökten
Berrak sulara.



Bir yıldız kayıyor kayıyor kayıyor
Bir dal uzuyor uzuyor
Bir gül kanıyor bir seher vaktinde
Yanıyor bir ateş için için
İçimde içimin de içinde
Bir ezgi dönüyor dönüyor dönüyor
Bir ney eriyor dudaklarımda



Aşkın bir adı da yorulmamaktır.

Ankara, 1979

Şiirler, Erdem Bayazıt

*


(https://youtu.be/x1cZD5AZnGw?si=GJdvpaBnwspQ2nhG) 

Wikipedia

Arama sonuçları